"Çok basit aslında;bu bir oyun,her sabah uyandığında sana 86 bin 400 dolar veriyorlar;tek koşul,gün içinde parayı harcaman;kullanmadığın para sen uyurken geri alınıyor;ama Tanrı'nın bu lütfu ya da bu oyun her an bitebilir,anlıyor musun?Sonuç olarak soru şu:Eğer böyle bir iyilikle karşılaşsan ,ne yapardın?"
Arthur hiç düşünmeden her doları kendi keyfi için ve sevdiklerine armağan almak için harcayacağını söyledi.Bu "sihirli banka"nın vereceği her kuruşu kendi yaşamına,çevresindekilerin yaşamına mutluluk getirmek için kullanırdı."Hatta tanımadığım insanların yaşamına;çünkü kendim ve yakınlarım için günde 86bin 400 dolar harcayabileceğimi sanmıyorum,ama sözü nereye getirmek istiyorsun sen?"
Lauren yanıt verdi:"Hepimiz bu sihirli bankaya sahibiz;sihirli banka zaman!Uç uca eklenen saniyelerden oluşan bereket boynuzu!"
"Her sabah uyandığımızda ,günlük 86 bin 400 saniyelik kredi açılıyor bize;akşam yatağa yattığımızda yarına hiçbir şey kalmıyor;gün içinde yaşanmayan kaçmış,dün bitmiş oluyor.Her sabah bu büyü yeniden başlıyor,hesabımıza yeniden yaşamın 86 bin 400 saniyesi yatırılıyor ve şu değişmez kuralla oynuyoruz:Banka ,önceden uyarmadan istediği zaman hesabımızı kapatabilir:Yaşam her an bitebilir.Öyleyse günlük 86 bin 400 saniyemizi ne yapıyoruz?Yaşamın saniyeleri dolarlardan daha önemli değil mi?"
kitapta en çok beğendiğim kısım burasıydı..·Kitabı okudu
"Beni iyi dinle ,koca zürafa!Günün birinde işe,bir ay yürüyen merdivende tutsak kalmış bir herifin yüz ifadesiyle gelir,aslında hep sakin biriyken öfke içinde çıkıp gidersem;pencereden baktığında beni kaldırımda,kolumu havaya kaldırmış yürürken,sonra var olmayan bir yolcuya arabamın kapısını açarken,yetmezmiş gibi karşımda kimse olmadığı halde,gerçekten kimse olmadığı halde,biri varmış gibi,arabanın içinde elimi kolumu sallayarak görürsen ve ben de tek açıklama olarak bir hayalete rastladığımı söylersem ,umarım sende şuan senin için kaygılandığım kadar kaygılanırsın benim için."