"İşte o anda anladım ki" gibi beylik bir ifade tonuna geçip bu hikâyeden çıkarılacak dersi anlatmaya başlamam gerekir belki. Yok ama, ders mers yok, hayat böyle bir yer değil. İnsan istiyor ki, her şey birbiriyle bağlantılı olsun, işaretleri takip ederek bir sonuca ulaşılsın ve o anda bir aydınlanma yaşansın. Ama olmuyor.
Başım biraz ağrıyordu evet çünkü bir şeyler söylemek isteyip de söyleyememek genelde böyle bir etki yapıyor. Sözler insanın boğazında kalınca... Sözler insanın boğazında kalınca yutkunmaya çalışıyorsun. Yutkun yutkun yutkun. Midede de ağrı başladıysa bil ki orada çalkalanıyorlar. Tamam. Hazmet. Sindir. Sonra? Sonraki yol öyle değil. Yerçekimi tanımıyor sözler. Uçan balonlara dönüşüp yeniden kafana doğru süzülüyorlar.
Aklının içinde uçan balonlar.
Durdukça şişiyorlar.
Şiştikçe ağrı.