"Bazı yaşantıları hiç yaşanmamış olarak kabul etme eğiliminde olan insanlar tanıdım. Acıları, özlemleri, kayıpları, başarısızlıkları hiç yokmuş gibi davranan insanlar... Önüne bakmayı meziyet sanan, canlarını acıtan her şeyin inkarında yaşayan çünkü bu şekilde anı yaşadığını düşünen, arkasına dönüp bakmayı yenilgi kabul eden insanlar...Hiç pişmanlık duymayan, asla suçluluk hissetmeyen, teflon tava misali iz tutmayan insanlar...Çünkü geçmişi kabullense yas tutması gerekecek, çünkü kabullense canı yanacak, canının yanmasına hiç tahammülü yok. Onlar bana hep uyumsuz bir melodi gibi gelmişlerdir, arada çatlak sesler sunan, hiç olmayacak yerde kopukluk oluşturan, bütünlüğün derinliğinden ve bilgeliğinden yoksun, sıkıcılığı kendinden menkul bir melodi... Geçmişin kayıplarıyla temas kurulamazsa geçmişin iyileştiriciliğinden de mahrum kalınıyor ne yazık ki..."