“Mekârim-i ahlak” merkezli bu nebevi silsile ise beşerin küllî olarak cahiliye anlayışına teslim olduğu bir dönemde, rahmetin peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.) ile taçlanmıştır.
Bugün, insanlığın bireysel ve küresel boyutta özlediği huzur ve güven; ancak Peygamber Efendimizin insanlığa tebliğ ettiği hakikatlerin yani Kur’an ve sünnetin bilgi, bilinç, ahlak ve sistem düzeyinde hayata geçirilmesiyle varlık kazanacaktır.
Âlemlerin Rabbinin emrine ittiba ederek O’na kul olmanın en bariz göstergesi olan kurban, aynı zamanda Allah’a yaklaşmanın, O’nun rızasına talip olmanın, O’nun emirlerine bağlılığın, gerekirse bu uğurda her fedakârlığa katlanmanın ifadesidir. Dolayısıyla kurban ibadetinde aslolan, maddi-fiziki unsurların ötesinde niyet, samimiyet, takva ve bağlılıktır.
Her mü’min için Kur’an’ıen güzel şekilde okumak, en doğru şekilde anlamak, en iyi şekilde yaşamak ve onun hayat veren ilkelerini en uygun yöntemle bütün dünyaya tanıtmak, en büyük kulluk sorumluluğu ve en yüce idealdir.
Modern dünyanın baş döndürücü kuşatması altında örselenen ruhlarımızı bilhassa oruç ibadetiyle teskin etmeye, kendimizi ve çevremizi algılayıp anlamaya sevk etmektedir. Bu manada rahmet, bereket ve mağfiret ayı Ramazan, biraz soluklanmaya ihtiyacımız olduğunu hatırlatıp bizi manevi yönden donatan, sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmeye zemin hazırlayıp fırsat tanımakla bizi sekinetle buluşturan eşsiz bir zaman dilimidir.