Mine, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Fiççucu fiççucu...
"Ali mi Koç? Abi sen Migros'ta kasiyer olmak için Ali Koç'la mı görüşmeye gittin?"
"Heeğ. Ama sen beni tutuyosun Mecnun. Tutma İsmail Abin'i.Bi bırak sal beni şöyle, sal beni. Hadi çok iyi davran kendine, hiçbir şeyi de kafana takma. Düşünme fazla, yetinmesini bil azla. Hadi eyvallah. Fiççucu fiççucu..."

Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 22)Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 22)
Hatciş, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Kıbrıs Makarios'la EOKA'nın, EOKA'yla Yunanistan'ın, Yunanistan'la Türkiye'nin, Türkiye ve Yunanistan'la Avrupa'nın, Avrupa'yla Amerika'nın, Amerika'yla Rusya'nın çatışma, anlaşma, aldatmaca, kıskanma, demogokluk, dehşet salma alanı haline geldi.

Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 23)Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 23)
Sadettin Olgun, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

''Bütün bu öldürmelerin, yağmaların, bunca çirkinliğin ortasında, bir ağacın altında oturup Tarık'la öpüşmek öyle zararsız, öyle naifti ki.Küçücük bir şey.Kolayca bağışlanabilecek bir zaaf anı.''

Bin Muhteşem Güneş, Khaled Hosseini (Sayfa 180 - Everest)Bin Muhteşem Güneş, Khaled Hosseini (Sayfa 180 - Everest)
~Aysar~, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Hak'la Hak olmak. O'na yakın olmak. Hakikat dile gelemez. Gelen hakikatin suretidir. Sır dile dökülemez. Sızdıran bedelini öder.

Birdenbire, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 25)Birdenbire, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 25)
Pavel Fyodoroviç Smerdyakov, Budapeşte'de Bahar'ı inceledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ferenc Karinthy ile tanışma şerefine eriştim, Budapeşte'de Bahar sayesinde. Kıyıda köşede kalmayı bile hak etmeyen onlarca kağıt israfı varken, böyle bir eserin hak ettiği değeri görememesi beni pek de şaşırtmadı. Dünyanın düzeni böyle herhalde! Schopenhauer'in bu duruma uygun bir alıntısını paylaşmak isterim: "Ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir okuyucu/izleyici kitlesi bulurlar."

İnsanlarla yeteri kadar uğraştıktan sonra, daha önce hakkında yazılan bir şey olmadığı için eserin özet niteliğinde içeriğinden bahsetmek istiyorum bu paragrafta. Olur ki eseri okumayı düşünecek olan bir okuyucu, konusu hakkında kaba da olsa bilgi sahibi olsun. Yakın tarihin en acımasız olayına gidiyoruz. İnsan onurunun ayaklar altına alındığı, insanın kendisine en uzak olduğu bir zaman dilimine; İkinci Dünya Savaşı'na. Budapeşte'deyiz. Tuna'nın kıyısında. Sesler geliyor, ancak duyduğumuz sesler hoş bir musiki sesi değil; görüyoruz ancak göz alabildiğince doğal ve güzel değil olan doğayı değil; yürüyoruz ancak güzel bir bahar akşamında yürümeye müsait bir yerde değil; koşuyoruz ancak sağlığımız için değil; yaşıyoruz ancak yerin üstünde değil; evler var ancak yaşamak için değil; gökyüzüne bakıyoruz, güneşi görmek için değil; yıldızları göremiyoruz izinli değil; korkmuyoruz yaşlanmaktan, yaşam belli değil... Böyle bir atmosferin içine bırakıldığınızda neler hissedebileceğinizi görmek isterseniz buyurun. Yazar en ön sıradan biletinizi almış...

'La Vita E Bella' filmini izlemiş okuyucuların anımsayacağı bir olayın aynısının burada cereyan ettiğini görüyoruz. Cümleyi aktarıyorum: "Yahudi olmayan kadın, kocası ile birlikte nereye götürülürse gitmiş, kendiliğinden yakasına sarı Yahudi yıldızı takmıştı..."

Bir şeylerini paylaşamayan insanların hüküm sürmediği bir dünya dileğimle...

Dostluk ; Unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlar la yaşanacak Kadar ÖZELDİR…

Ceyhun Ozan, Yusuf ile Zuleyha'yı inceledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hz. Yusuf'un hikayesini şiirsel bir dille anlatmış. Kelimelere dans ettirmiş adeta. Hikayeyi bilsek de sırf anlatımı için okunmalı diye düşünüyorum.

Okuduklarıma göre Nazan Bekiroğlu sıralamam:

1. Nar Ağacı
2. Yusuf ile Züleyha
3. La: Sonsuzluk Gecesi
4. Mücella

arkamdan yalan yanlış iş çevirenler
ben tüm sırları ve tüm maskeleri indirmesini bilirim
ben öyle yalan dolan la uğraşmam bide benim işim gerçeklerle