"Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana.
Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı âl olmuş sana."
"Nezaket haddeden geçmiş boy pos olmuş sana. Şarap şişeden süzülmüş, kırmızı yanak olmuş sana."
"Bûy-i gül taktir olunmuş nazin işlenmiş ucu.
Biri olmuş hoy birisi dest-mal olmuş sana."
"Gülüm kokusu damıtılmış, nazin ucu işlenmiş; biri koku birisi de mendil olmuş sana."
"Şöyle gird olmuş firengistân birikmiş bir yere.
Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana. "
"Kafirlerin ülkesi şöyle toplanmış bir yere birikmiş, sonra gelmiş kaşının köşesine ben olmuş sana."
"Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş.
El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana."
"Ey gönül! o ecnebi güzeli sana şarap içer misin demiş, aman ne de zor soru sormuş sana."
"Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın.
Kendin aldırdın gönül n'oldun, ne hal olmuş sana. "
"Gönül! sen nasıl bir kadehin sarhoşusun, Allah için söyle kimin hayranısın? Kendini mi aldırdın ne oldun. Ne haller olmuş sana."
"Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i buseden.
Lâ'lin öptürmek bu hâliyle mûhal olmuş sana."
"Buse kelimesinin sin harfinin dişlerinden durakların yaralanır. Bu suretle dudağını öptürmek imkansız olmuştur sana."