Aristoteles, üretkenlik üzerine dayalı devletçi yaklaşımına rağmen, hastalık ve sakatlık nedeniyle üretkenliğini yitirmiş yurttaşların dahi intihar etmelerini kabul etmemektedir. İnfantisidi savunarak, devletçi bakış açısını doğrulayan Aristoteles, hastalık ve sakatlık durumlarını ayrık tutarak bu temel felsefesinden sapmaktadır. Aristoteles, hastalık ve sakatlık nedeniyle intiharı, korkaklık olarak nitelendirmektedir. Ona göre acı veren herhangi bir şeyden kaçmak için ölümü seçmek, cesur bir insanın hedefi olamaz; bu korkakça hareket etmektir. Aristoteles'in tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle intiharı ahlaki bir değer olan cesarete dayanarak açıklaması ve ahlaki bir yasak getirmesi, onun, intihara bakış açısını belirleyen devletçi yaklaşımından uzaklaşıp, ahlakçı bir yaklaşımı benimsediği şeklinde yorumlanmıştır. Edelstein ise, Aristoteles'in iyileşmesi mümkün olmayan hastaların intiharını kabul etmemesinin, ahlaki bir yasak içermediğini belirtmektedir. İnsan kendi yaşamına son vermeye karar verdiğinde, kendisinin egemen efendisi olarak kendi hakları çerçevesinde hareket edecektir, işte bu nedenle Aristoteles intihara karşıdır demektedir. Diğer bir deyişle, Devlet bireylerin üzerindeki egemenliğini yitirecektir, bu Devlet için bir güç kaybıdır.
Aristoteles, bireyden çok, Devlet ve onun çıkardığı yasalara kayıtsız şartsız itaat üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çünkü, O'na göre, yurttaş mümkün olduğu kadar uzun süre üretken kalmalıdır. intihar edenin cezalandırılmasının nedeni de, kendisine zarar vermesini engellemek değil, Devlet'e karşı olan üretken kalma görevini yerine getirmemesidir.
Devlet'te Socrates şöyle konuşmaktadır: "İşte Asklepios bu gerçeği biliyordu. Onun için de, hekimliği yalnız bedenleri doğuştan sağlam olup da, geçici bir hastalığa tutulmuş insanlar için kullandı. Bu hastaları ilaçla, bıçakla iyi ederken, onları gündelik işlerden, yaşayıştarıodan ayınnıyordu. içini hastalık sannış olan bedenleri kan alma, kustunna, içini temizleme gibi yollarla iyi edeceğim diye, kötü bir hayatı uzatmaya uğraşmazdı. Böylelerinin kendilerine benzeyecek çocuklar yapmalarını doğru bulmazdı. Tabiatın verdiği ömrü yaşamaya gücü yetmeyen adamı, iyileştirmenin, ne o adama, ne de topluma fayda venneyeceğine inanıyordu.''
Devlet adlı kitabında, Sokrates'in konuşmaları, iki durumda intihan haklı bulur görünmektedir. Bunlardan birincisi tedavisi mümkün olmayan bir hastalık durumu, ikincisi ise sürekli sakatlık durumudur. Platon, bu iki durumda ötanazi uygulanmasını, en azından hekimin tedaviyi kesmesi anlamında ötanazi uygulanmasını haklı hatta gerekli bulmaktadır.