Muhtemelen boşluğu doldurma yetisinden yoksunuz ve anlam dediğimiz şey bir zamanlar uyumluymuş gibi görünen ve çabucak yok oluveren bir imgeler toplamından ya da bilincin panik içindeki anlamlandırma, düzen ve tutarlılık getirme çabasından, başka bir şey değil.
...o zaman sadece bir kez söylenen bir sözün onu oluşturan seslerden daha kalıcı olduğu sonucuna varabiliriz, söz kalır, görünmez ve duyulmaz bir halde, kendi gizini koruyabilmek için, toprağın altında gözlerden uzakta filizlenen ve sonra birden toprağı yana itip ışığa çıkan bir türlü gizli tohumdur, kıvrık bir saptır, yavaşça açılan buruşturulmuş bir yapraktır.
...ki görüşler, bilmemiz gerektiği gibi, yalnızca tercihlerden doğar, herhangi bir görüşün aslında bir tercihin mantığa oturtulmuş ifadesi olduğunu bile söyleyebiliriz.
Ama herkesin, sahip oldukları becerilerden bağımsız olarak, mutlaka doğasını ve koşullarını çok aşan şeyler yaptığı olmuştur ve bu insanları kimliklerini azar azar yitirdikleri o tekdüze ve bayağı varoluştan çekip alabilsek ya da prangalarını ve zincirlerini fırlatıp atabilseler ne kadar çok derin bilgi fragmanı iletebilecek duruma gelirlerdi, çünkü hepimiz düşündüğümüzden çok fazlasını biliyoruz ve diğer herkesi de kabullenmeye hazır olduğumuzdan sonsuzca daha fazla tanıyoruz.
Yolculuklar birbirini takip eder ve tıpkı nesiller gibi gibi birikir, geçmişte olduğunuz torun ve gelecekte olacağınız dede arasında nasıl bir baba olmuş olacaksınız acaba. Bu yüzden her yolculuk, ne kadar faydasız olursa olsun gereklidir.