“kukla tiyatrosu nasıldır, bilir misin? kuklalardan biri yırtılırsa diğeri ile değiştirilir, ama tiyatro devam eder, müzik kesilmez, izleyiciler sevinçle alkışlar, çok ilginçtir. izleyici, yırtılmış kuklayı nereye attılar diye endişelenir mi, hiç onu çöp kutusuna dek izler mi? hayır, oyunu izlemeyi sürdürür ve eğlencesine bakar. işte her şey Bana da böyle eğlenceli gelmişti; davullarım davetkâr biçimde çalınışı, kuklaların attıkları matrak taklalar öylesine hoşuma gitmişti ki, Ben de bizzat aktör olmak istemiştim… Ah, nereden bilecektim, bütün bunların oyun olmadığını; eğer kukla sensen o çöp kutusunun bu kadar korkunç olduğunu; kuklaların da yırtıklarından kan sızdığını…”