Biz sadece çıkarcı Avrupa'yı tanıdık. Oysa, bugün bile Lamennaislerden öğreneceğimiz çok şey var. Avupaperestlerimiz yalnız Marx'ı değil, Lamennais'yi de okumalıdırlar. Hırçın, tedirgin ve deli. Ama kalbi daima insanlık aşkı ile tutuşmuş, daima inandığı hakikatin canfeda müdafii. Onun için yalnız Batı'ya değil, Doğu'ya da seslenebilmiş. Yer yer Said Nursî. Bir parça Akif. Daha çok Necip Fazıl. Ama hepsinden başka. Başka çünkü, İslâm'ı tanımıyor. On iki ciltlik külliyatı kanla alevle yazılmış. Çığlık ve hırçınlık.
"İnsan hakikatin tâcidarı imiş. Sevsinler! Bu zavallı yaratık sevinçten, mutluluktan habersiz. Hakikate de, hataya da iğrenerek bakıyor. Ve cehâletinden memnun. Bu utanç verici yozlaşmanın kaynağı: Ruhumuzun zaafı değil, vücuda esir oluşu." Lamennais
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki