Lamia

Ve vakit elverirse, keyfim de yerindeyse, nemli çayıra uzanırım ya da ilk buldugum sağlam ağaca tırmanırım , dallarda sallanır, tomurcukların rayihasını, taze reçinenin kokusunu içime çekerim, tepemdeki dalların ağını,yeşilin ve mavinin birbirin karıştığını görür, uyurgezer gibi sessizce adım atarım çocukluğumun kutsal bahçesinde. Oraya bir kez daha girivermek, ilk gençligin berrak sabah havasını solumak ve bir kez daha,kısa bir an, dünyayı Tanrı’nın elinden çıktığı gibi, gücün ve güzelliğin mucizesinin bizzat bizde gerçekleştiği çocukluğumuzdaki gibi görmek öyle nadir, öyle enfes bir duygudur ki.
Sayfa 27 - bu yazki planım·Kitabı okudu
Reklam
Geçmiş yılların tatlılığı ve toyluğu pul pul döküldü üstümden …
Güzelin ve ölümün, hazzın ve faniliğin birbirine bu kadar muhtaç, bu kadar bağlı olamsı ne harika!
Sayfa 91·Kitabı okudu
“ Ağaçlar hep en etkileyici vaizler olmuştur benim için. Ormanlar ve korularda halkalar ve aileler halinde yaşayan ağaçlara hayranım ben. Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil , yalnızlaşmış büyük insanlar gibi. Tepelerinde uğuldar dünya, kökleri sonsuzluğa uzanır ama sonsuzlukta kaybolup gitmez, var gücüyle tek bir şey için, onlara özgü, onlarda içkin yasayı yerine getirmek, büyüyüp serpilmek, varlıklarını ortaya çıkarmak için çabalarlar. Hiçbir şey daha kutsal, hiç bir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan.” Ağaçlar