Ağzımızdan çıkan her cümle, ister olumlu ister olumsuz, bir çeşit olumlamadır. Söyledikleriniz içsel bilinçaltı tutumlarınızın bir yansıması olduğu için onların farkında olmanız gerekir.
Aslında insanlar kendileri için ne kadar sevgi hissederlerse, başkalarına da o kadar çok sevgi verebilir, o kadar az bencil olurlar. Bencil olmak, bir şeyin eksikliğinden ya da kıtlığından kaynaklanır. Çok az sevgiye sahip olanlar, onu kaybetmekten korktukları için veremezler. İçinizde sevgi hissetmezseniz onu başkalarına vermeniz de imkansızdır. Bütün sevgi, içinizde kendinizi deverek başlar. Bu kendinize "takılıp kalmak" ya da ben-merkezci olmak anlamına gelmez; sadece kendi içinizde derin, sessiz ve kabullenici sevgiye sahip olmayı ifade eder.
Sonra neden sevinçler değil de acılar gidip gidip geçmişten karşılık bulur kendine? Ve neden insan, ne kadar acı geçerse geçsin, çocukluğunu okşar durur yaşlandıkça?
Terapi, enginarın kabuklarını soymak gibidir. Dışındaki yaprakları soydukça uğraşmak gereken başka katmanlar çıkar ortaya. Ve yapraklar dikenlidir. Bütün kabukları soyduktan sonra enginarın kalbine, yani olduğunuz kişinin özüne ulaşırsınız.