Büşra'nın ejderha sevmesi üzerine ben de zombi seviyorum deyince okumaya karar verdiğimiz ama zamanını belirlemediğimiz ve 3 kitaplık serinin elimizde olmayan o kitabı..
Büşra şimdi Umre'de ben de köydeyim. Köyde pek elime kitap alamayınca bari PDF bakayım dedim ve bu kitap aklıma geldi. Bu serinin 2. ve 3. kitabı elimde var ama 1 yoktu, her türlü PDF okuyacaktım. Öyle biraz başlayıp bakayım neymiş dedim ve öğle 2 buçuk sularında başlayıp gece 02.16'da bitirdim. O kadar akıcı ve o kadar iyi bir kitap ki. Konu zombi olunca fazlaca fantastik bir dünya okuyacağımı sanarken o kadar gerçekçi ve acı bir dünya okudum ki.
Şöyle kabaca konusundan bahsetmek istiyorum. Mary bizim karakterimiz ve bir ailesi var. Zombilerle sarılı bir dünyada Geri Dönüş dedikleri o zamandan sonra hayatta kalmaya çalışan, demir tellerle kendilerine bir dünya ören içerisinde tüm düzeni kurulmuş bir yerde yaşıyor. Derken bir gün ailenin başına bir iş geliyor ve dağılmak zorunda kalıyor, abisi de tüm bunlardan Mary'i suçlu bulduğu için onu eve almak yerine Rahibe Kardeşliği ve o bölgeyi idare eden o dini topluluğun içerisine yolluyor. Oradaki Rahibe Tabitha; kızımızın burası için bir tehdit olduğunu, çok fazla meraklı olduğunu ve bir sorun teşkil edeceğini fark ediyor. Ama kızımızın da bir hayali var, okyanusa kavuşmak. Annesi, Geri Dönüş'ten önceki hayatı anlatırken büyük büyük büyük büyük annesinin (bayağı büyük bir anne) okyanusta çekilmiş bir fotoğrafını gösteriyor. Ve kızımızın içine okyanus aşkı düşüyor. Aklı fikri, telli örgülerin dışına çıkıp o okyanusa kavuşmak. Ama bu imkansız. Çünkü tellerin dışı tamamen zombilerle çevrili ve hayatta kalan tek insanlar onlar. En azından Rahibeler öyle söylüyor. Ve bir gün hiç beklenmedik bir şey oluyor köylerine. Böylece asıl olaylar başlıyor ve heyecan