İşte o anda, o sessizlik içinde aniden, çok uzaklardan birinin cılız, âdeta ağlamaklı feryadı işitildi. Birisi "Yu-suuf!" diye bağırdı.
Derken "Yu-suuf!" diyor aynı ses.
Uzaklardan bir yerlerden geliyor. Kulak kabartıyorum.
Bu kez kıç taraftan "Yu-suuf!" diyor. Tutkulu, gözyaşlarına boğulmuş gibi...
"Yu-suuf!"
Ve bir anda İstanbul'a, dolunaylı geceye doğru bağırmaya başlıyor, yapayalnız kaldığını ve ölmek üzere olduğunu haykırıyor...