Hz.Muhammed , mağaradan dönmek zorundaydı. Bu dönüş olmasaydı o hanif olarak kalırdı.Fakat döndüğü için İslam'ın elçisi olmuştur. Bu , iç alem ile "reel" alemin , mistisizm ile aklın , meditasyon ile eylemin buluşmasıdır. İslam , mistisizm olarak başlamış ; siyaset ve devlet düşüncesi olarak tamamlanmıştır. Din , gerçekler dünyasını kabul etmiş ve İslam olmuştur.
Din insanın bu dünyadaki kaderini , “Yüzünün terinde ekmeğini yiyeceksin.” düsturuna göre belirlemiştir. Bilim ve materyalizm ise çalışmanın olmadığı bir düzen vadediyor.Buna göre mekanik çalışma gittikçe insanın yerini alacak , günlük çalışma saatleri gittikçe azalacaktır. Din , emeği emek için ister zira emek günaha karşı ahlaki bir vasıtadır. “ İşsiz insanın beyni , İblis’in en sevdiği ikamet yeridir.”
Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, “Allah’a ısmarladık” demeyip gider. Gençliğin ve malın gibi. Ya muhabbetin için seni tahkîr eder. Görmüyor musun ki, mecâzî aşklarda yüzde doksan dokuzu, ma‘şûkundan şikâyet eder. Çünki Samed aynası olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbûblara perestiş etmek, o mahbûbların nazarında sakîldir ve istiskāl eder, reddeder.
"İnanmaya nasıl başlayayım, imanımı nasıl kuvvetlendireyim?" sorusunun cevabı şudur: İyilik yap, Tanrı'yı düşünerek bulmaktansa, iyilik yaparak bulmak daha kolaydır.