Allah’ı inkar ediş, bence, insanın kendinden uzaklaşmasından doğuyor. Eşyaya doğru gittikçe, kendinden ve büyük Bütünden uzaklaşmış oluyor insan. Bunun için belki, eşyadan soyunup, kendinden ibaret kalan kişi kolaylıkla Allah’ı bulabiliyor.
Ne kışlar geçirilir, ne zorlu fırtınalar eser, ağaç kökleri devrilir; ve derken, ortalıkta bir hayat işaretinin kalmadığı sanılan bir anda , kuru bir dalın ya da bir kayanın bir ucunda bir serçe öter. Baharın muştusudur bu.
Seni yoksayacaklar, sen daha çok var olacaksın. Seni yadsıyacaklar, yeryüzüne çektiğin silinmez izlerle sen kendini onayacaksın. Baktığın aynaları karartacaklar, ama bakmaktan asla vazgeçme. Bakmakta ısrar et. Bu ısrarın, bu ısrarlı bakışınla kararan aynalar aydınlanacak.
Ve sen yürüyeceksin. İçinde yanmış o lambaya varma aşkının mumunu rüzgarda söndürmemeye nice özen göstererek, yürüyeceksin. Yoksa bu yolda, en ufak bir özensizlik, ruhunun mumunu söndürür. Ve o söndü mü, birden bire, ta ötede, karanlıklar içinde, gecenin zerrelerini titreştirerek umut ışığı saçan o küçük lambanın da bir daha yanmayacağını söndüğünü görürsün . Ve o zaman, işte sen, her yönden çepeçevre karanlıklarla,açılmaz ve sökülmez karanlıklarla kuşatılmış olarak, gömülmesini bekleyen bir ölüden farksızsın.