bir kez her şeyi anlatarak ruhumdan atabilirdim ve belki de böylece o ağır yükten ve o bitmek tükenmeyen eskiye takılıp kalmaktan kurtulurdum; belki de yarın kaderimle karşılaştığım o yere gidebilir, aynı salona girebilirim hem de ondan ve kendimden nefret etmeden.
acıların tamamı korkaktır, yaşamaya dair güçlü istek karşısında geri adım atarlar çünkü bedenimizi çepeçevre saran yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür.
belki beş veya on defa tüm gücümü toparlayıp ona doğru yürüdüm fakat her defasında bir utanma duygusu ya da muhtemelen düşen insanların kendilerine yardım eli uzatanları da beraberlerinde dibe çektikleri konusundaki içgüdüsel inancım beni bundan alıkoyuyordu.