Yalnızlığı en çok biriyle konuşma ihtiyacı duyduğunda aynalara derdini anlatanlar bilir. Bir de başka türlü bir yalnızlık vardır. Senin gibi olmayanların arasında kalırsın, seni anlamayanların arasında. O an seni anlayacak ve anlatacak tek şey kitaplardır
Şayet Tanrı her şeye kadirse, bu O'nun zayıflığı da kapsadığı anlamına mı gelir? Tanrı mutlak iyi ise, kötülük O'na dahil olmayan dışsal bir güç müdür?
Entelektüel bir tartışmaya girmek aşık olmak gibidir. Öyle ki bittiğinde değişirsiniz, başka bir insan olursunuz. Karşınızdaki kişi de değişir tabii. Eğer fikrinizi gözden geçirmeye hazır değilseniz, kimseyle hiçbir konuda tartışmaya girmeyin. Sadece değişime açık insanlar gerçek anlamıyla münazara edebilir. Yoksa egolarımız zihnimizi kapatır.
Toplumun kıyısında bir uçurum vardı belki de, insanların düşmekten korktuğu. Ya da bir yarık. Hiç ummadan insan bir yakadan bir yakaya geçebilirdi. Dün "aklıselim" olan, yarın "deli" damgası yiyebilirdi.
Rol yapar insanların çoğu "inanç" söz konusu olunca. Sanki bugünkü fikirlerine her zaman inanmış gibi konuşurlar. Halbuki öyle değildir işin aslı. Nice mevsimlerden geçer insan büyürken; hem inanç, hem inançsızlık mevsimlerinden. Başka türlü nasıl evrilir ki zihin?