“Doktor Ox’un Deneyi” bana bilimin yalnızca ilerleme değil, aynı zamanda büyük bir kargaşa kaynağı olabileceğini hatırlattı. Quiquendone’un yavaşlığı, ağırbaşlılığı adeta bir huzur ilahisi gibiydi. Sonra Doktor Ox geldi; görünürde ışık getirmek için, ama aslında kasabanın damarlarına gizli bir telaş, öfke ve hırs enjekte etti. Bu kısa eser bana şunu düşündürdü: belki de en büyük huzur, hızın ve hırsın olmadığı yerde saklıdır; ama insanoğlu, kendi huzurunu bozacak yolu bulmakta her zaman ustadır.
Bu değişimi okurken insan, kendi çağımızı düşünmeden edemiyor: bugün biz de aynı kasabanın sakinleri gibiyiz, farkında olmadan teknolojiyle, tüketimle ve “gelişme” adı altında dayatılan değişimlerle sürekli manipüle ediliyoruz.
Verne’in mizahi ama keskin kalemi, aslında çok ciddi bir uyarı veriyor: Bilim ve ilerleme, etik sınırlarından koparsa yalnızca karanlık bir kargaşa doğurur. Bu yönüyle Doktor Ox’un Deneyi, günümüz toplumunun hız takıntısını, kontrol arzusunu ve başkasının elinde oyuncak haline gelişimizi yıllar öncesinden alaycı bir netlikle tarif ediyor.
Kısacık hacmine rağmen, bu eser bana “acaba biz de çoktan kendi Doktor Ox’umuzu içeri buyur ettik mi?” sorusunu bıraktı.