İnançlı olmak cesur olmayı, tehlikeye atılabilmeyi, acı ve düş kırıklığına hazırlıklı olmayı gerektirir. Emniyet ve güvenliği yaşamanın birinci koşulu sayanlar inançlı olamaz.
Zor ve inanç birbirlerinin tam karşıtı oldukları için, düşünsel inanç üstüne temellendirilmiş tüm dinsel ve politik sistemler zora dayanmaya başladıklarında güçlerini yitirir.
Var olan zora inanmak, henüz ortaya çıkarılmamış yeteneklerin gelişimine inanmamak demektir. Bugüne bakarak geleceği kestirmeye çalışmak demektir; ancak bu düşünce insanlığın yetenek ve gelişimini göz önüne almadığı için tümüyle yanlış çıkmıştır.