Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Bugünlerde sırtımı yasladığım şu muhteşem cümle: “Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için ‘en’ değilim, ‘daha’ değilim. Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.” Sabahattin Ali
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların "tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana "tecrübeli" denir. Sigmund Freud
"Her şey boş! Mutlu kişi henüz doğmamış olandır. Hayattansa ölüm daha iyidir ve insan kendisini bu hayattan kurtarmalıdır." İtiraflarım, Lev Nikolayeviç Tolstoy
Andre Gide 3 Ocak 1892 ..."Kim olacağımı bilememekten ötürü tasalanıyorum; kim olmak istediğimi de bilmiyorum; ama seçmek gerektiğini pek iyi biliyorum. Nereye gitmeye karar verirsem beni yalnız oraya ulaştıracak olan güvenli yollarda yürümek istiyorum; fakat bilmiyorum, ne istemek gerektiğini bilmiyorum. Kendimde binbir mümkünün var olduğunu hissediyorum. Fakat bunlardan yalnız bir tanesi olmaya rıza gösteremiyorum. Ve her an yazdığım her sözün, her yaptığım hareketin, çehremin silinemeyecek yeni bir çizgisini meydana getirdiğini düşündükçe ürküyorum. Öyle bir çehre ki, bir seçime varamadığından, onu cesaretle sınırlayamadığından kararsız, şahsiyetsiz, korkak olarak tespit edilecek... Tanrım, yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et ." ...böyle demiş... Oysa ben kim olacağımı bildim, korkusuzca seçtim, zorluğa aldırış etmeden, ama hep güvenli basmaya çalıştım bu kaygan yollara. Kendimdeki binbir mümkünün dahasının ufkun arkasında gizli olduğunu biliyordum ve onlara varacak "isteklerimi" inanca çevirdim, ona bağlandım delice. Herkesin görebildiği "ufuk"a kadar yaşamak değil, onun arkasını ve oraya gidecek araçlarımı tasarladım. Bunları kullanmayı öğrendim, öğretmeye çalıştım. Tek mümkünde kalmadım, doyduğum sofradan kalktım korkusuzca, yarının açlığından korkmadan. Deniz anası olmaktan korktum, başkasının rüzgarına, akıntısına kapılan. Ben oldum, bendeki "ben"i keşfedip... Onları yarına bırakarak... Reşit Soley 2008
Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar. Bu uzaklıkta duramayanlara, İngiltere'de "keep your distance! / mesafeni koru!" denir. Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler. Arthur Schopenhauer