Alemin içinde rüzgârda salınan herhangi bir yaprak yok ki, içinde bir âlem saklıyor olmasın.
İş ki dikkatle bakacak, rikkatle görecek, hayretle kamaşacak gözlerimiz olsun!
Zamandır giden; çocukluktur, gençliktir, vakti geçtiği için toplayıp ortadan kaldırmamız gereken hayallerdir.
Ve sevdiklerimiz... Ölümün kapısından içeriye, bir ipi bir yerinden koparır gibi aniden giriverenler...
Ve özlediklerimiz... Gurbeti kaskatı bir gerçek olarak çerçeveletip salonumuza asarak gidenlerdir onlar...
Bizi, geride kalan, içi acıyan, hasret çeken, özleyen olmaya bırakanlardır.
Her şeyin her zamanki gibi sürüp gittiği, saatlerin aynı sabırsızlıkla tıkırdadığı anlarda bile içimizi saran bir burukluk hissederiz.
Ve bir tuhaflık içimizde, geride kalanlara özgü...
Yol uzadıkça heybelerinde insana, hayata, ötelere dair hikmetler birikir, enginleşirmiş dağarcıkları.
Hakikat arayışında her seyahat; içinden, ruhundan, idrakinden çoğaltıyormuş aynı zamanda insanı.