hüzün ve düşen yüzün. çok acıtır canımı her an. kırar ve döker senin üzgünlüğün beni. sen hiç kırılma bir tanem, hiç dökülme hiç acımasın canın. hiç taşınma o evden, geride bırakma resimleri. sen üzülme, senin üzülmen bir ağacın üzülmesiydi. solmaz mı ağaç susuz, mutsuz kalınca? ağaç ol bir tanem ama solan ağaçlardan olma.
ama ağaca benze; onun gibi anıları sakla, onun gibi gölgende ağırla âşkı ve huzuru, onun gibi bir sığınak ol. olduğun yere sal kendini, mutlu olduğun yerde yaşa.
bir kedin olsun hep seninle kalan. bütün güzellikleri insanlara göster ama bütün sevgini kedine ver ki üzmesin insanlar seni. kedin gitmez senden, onu biraz sev ve onu doyur, karşılığında seni seven bir tüy yumağı olsun.
ağaç kadar yaşa bir tanem, ölümsüz yaşa yıllarca. içinde hikayeler biriktir. bir sincabın palamutunu yetiştir, kuşları dallarında ağırla ve gölgende piknik yapan insanları izle sessizce.
sen ölürsen yaşam ölür can tanem. mutluluğu öldürme, mutluluk sensin. nefes aldıransın, yaşatansın. üzüldükçe ölen ve öldükçe solan, solduğunda hüzne boğansın.
yaşam kadar yaşanmışlığın olsun. gerek kötü gerek iyi yaşanmışlıkların olsun bir tanem. bir günlüğün olsun hayat dolu olan, bir anı veya bir kutu.
bir ağaç kadar kal yaşam içinde. ölsen bile anılarını bırak bende. fakat hiç unutturma diğerlerine kendini bir tanem, bilirsin unutmayı geç aklımdan çıktığın saniyeler bile delirtiyor beni.
seni çok seviyorum her bir tanem. bir yabancı gibi değil, bir günlük gibi. öyle bir günlük ki sadece mutlu anlarla değil; dibe çöktüğün, nefes alamadığın anları bile bilen ve şefkatle karşılayan bir günlük.
yarım kalan biz değilmişçesine çok seviyorum seni bir tanem. hâlâ gündüzümüz gecemiz birmişçesine özlüyorum seni.
ölme hiç. ölme ki yaşayalım. ölme ki çocuklar elleriyle yaptıkları