ecrin

ecrin
@le27i38
öğrenci
lise, 9
istanbul
1 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
@le27i38·
·
sabitlendi
ve evler birbirlerinden eskilerse ve eskiden olmak tükenirse, ve yalnızlığınızın bütün yakılmış mumları erirse, ve sırmalı uykudan usul usul uyanırsanız korkmayın...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
yaşam kadar yaşlı ağaç için
hüzün ve düşen yüzün. çok acıtır canımı her an. kırar ve döker senin üzgünlüğün beni. sen hiç kırılma bir tanem, hiç dökülme hiç acımasın canın. hiç taşınma o evden, geride bırakma resimleri. sen üzülme, senin üzülmen bir ağacın üzülmesiydi. solmaz mı ağaç susuz, mutsuz kalınca? ağaç ol bir tanem ama solan ağaçlardan olma. ama ağaca benze; onun gibi anıları sakla, onun gibi gölgende ağırla âşkı ve huzuru, onun gibi bir sığınak ol. olduğun yere sal kendini, mutlu olduğun yerde yaşa. bir kedin olsun hep seninle kalan. bütün güzellikleri insanlara göster ama bütün sevgini kedine ver ki üzmesin insanlar seni. kedin gitmez senden, onu biraz sev ve onu doyur, karşılığında seni seven bir tüy yumağı olsun. ağaç kadar yaşa bir tanem, ölümsüz yaşa yıllarca. içinde hikayeler biriktir. bir sincabın palamutunu yetiştir, kuşları dallarında ağırla ve gölgende piknik yapan insanları izle sessizce. sen ölürsen yaşam ölür can tanem. mutluluğu öldürme, mutluluk sensin. nefes aldıransın, yaşatansın. üzüldükçe ölen ve öldükçe solan, solduğunda hüzne boğansın. yaşam kadar yaşanmışlığın olsun. gerek kötü gerek iyi yaşanmışlıkların olsun bir tanem. bir günlüğün olsun hayat dolu olan, bir anı veya bir kutu. bir ağaç kadar kal yaşam içinde. ölsen bile anılarını bırak bende. fakat hiç unutturma diğerlerine kendini bir tanem, bilirsin unutmayı geç aklımdan çıktığın saniyeler bile delirtiyor beni. seni çok seviyorum her bir tanem. bir yabancı gibi değil, bir günlük gibi. öyle bir günlük ki sadece mutlu anlarla değil; dibe çöktüğün, nefes alamadığın anları bile bilen ve şefkatle karşılayan bir günlük. yarım kalan biz değilmişçesine çok seviyorum seni bir tanem. hâlâ gündüzümüz gecemiz birmişçesine özlüyorum seni. ölme hiç. ölme ki yaşayalım. ölme ki çocuklar elleriyle yaptıkları
yağmurun kalbime düştü
bi gün... bi gün bana yağmur yağdığını söylemiştin hatırlıyor musun? uzak bir yerde, krallıklar ardında yağmur yağdı demiştin. benim hiç görmediğim bir yerde, hiç bilmediğim bir şekilde mutlu olmamı sağlamıştın. çünkü yağmur yağdığında mutluydun. benim gördüğüm tek yağmur annemin gözlerindeydi. senin gözlerinden tek bir damla bile düşmesin. senin yağmurun, sonbahardaki fırtına gibi değil, yazın baharı hatırlatan yağmur gibi olsun. bir yerde yaşıyorsun sen. ben o yeri ilk kez senden duydum. ama sanki oraya gelsem yabancı olmazmışım gibi, sanki yaşadığın yer evimmiş ama ben evime hiç gitmemişim gibi. bir yapboz alalım seninle. istersen sen benim evime gel istersen ben sana geleyim. sen iste ben iki kıtayı iki adımlık mesafe edeyim. evin olayım. bir apartman dairesi değil, kırın ortasında senin sevdiğin çiçeklerle çevrelenmiş bir ev olayım. sen hep mutlu ol benimle. bulutlarını dağıtayım. yağmur hiç uğramasın sana. ben yağmur yağdığını hiç görmedim ya, senin gözlerinde de yağmuru görmeyeyim. gözlerin çok güzel ama yağmur çok çirkin. gözlerini saklıyor benden. yağmur üzüyormuş annemi öyle dedi. o yüzden yağmur olmayan bu kente gelmişiz. ben bebekken de görmemişim yağmuru. ben doğduğumda yemin etmiş annem, yağmuru görmeyecek demiş. görmemişim. ama seni mutlu eden bu şey, benim için ebediyyen yasak. ama sen mutlu olacaksan ben ebediyete karşı gelmeye hazırım. sevdiğin kurabiyeden yaparım, çantama koyar iki ülke aşarım. sen mutlu ol. ben zaten sen nasılsan öyleyim.
bir yitik gibi yüceden, bir anı gibi bir sancıdan
ah ellerim, ah beni hatırlayan herkes bir kötü romanda beşinci kişi gibiyim filân ve beni tanımayan herkes