Aşk ateşe yürümek demektir, ya da aşk ateşe çeker, pervane ışık gibi, er geç yanacaksın, ama yandığına değer.
İyi de insan bu hastalık için mi yaşıyor yani diye sorarsan, evet, aşk yoksa yaşamaya değmiyor bu hayat.
Aşkın mutlulukla bir ilgisi olmadığını söylüyordu; aşkı mutluluk, sevgi, bağlılık gibi şeylerle ilişkilendirmeden, tek başına düşünmek gerektiğini.
En yakın benzeri tutkudur, ikisi de akıl tanımaz. Hem aşk en iyi ihtimalle hastalıktır, çoğu zaman iyileşirsin, iyileşmezsen de ölürsün.
Ama ben bu dünyaya sığamıyorum. Bende bir acayiplik var. Gurur değil bu. Gurur olsa yaşadığımız bu hayat hassasiyetime dokunuyor derdim, sabahları erken uyanırdım, eşşek gibi çalışırdım, ölümünü bekleyen bir kuş gibi balkonun arkasına tünemezdim. Ben başka türlü olduğumdan sığamıyorum bu dünyaya Şükran, ama nasıl bir başka türlü olduğumu ben de bilmiyorum.