Gözbebeklerimize astık resmini, o coşkulu meydanlardan tek tek toplayıp mücevher kutumuza koyduk söylevlerini. Seslerimiz yeniden kuşattığında şehirleri söylevlerini çıkarıp yüreklerimizin mücevher kutusundan şiirlerle, öykülerle meydanlara dökeceğiz. Ve onun sessizce gömüldüğü o şehri güllerle, çelenklerle cennet bahçesine çevireceğiz...
Kadın, yüzyıllardan beri karanlığa, kapalılığa mahkum edilmiş, yalnızca saraylara kapatılma ve bütün toplumsal etkinliklerden uzaklaştırma da değil, ama aynı zamanda ruhsal açıdan da karanlığa gömülmüş, yitirilmiş bir varlıktır.