Ebru

Ebru
@legendsofbooks
Puan vermedi
Bu kitabı kapağına almıştım ama hiç sevemedim. * Yazar Fars mitleri ve Şehname'den esinlenerek yazmış kitabı. Masal tadında bir roman olmuş zaten. Yarısına kadar akıcı şekilde kendini okutsa da sonrasında yaşanan olaylar kitabın tüm tadını kaçırıyor bana göre. * Başkarakterimiz Soraya, ikiz kardeşi olan Şah Sorush’un sarayında gizli bir bölümde yıllardır kimseye görünmeden yaşayan bir prenses. Annesi Tamineh’in ona hep anlattığına göre annesinin bir davranışı yüzünden div denen yaratıklar tarafından lanetlendiği için Soraya'nın dokunuşu ölümcüldür. Soraya, kimseye onu öldürmeden dokunamaz. Hayatını insan dokunuşuna hasret geçirir. Bir gün saraya yeni gelen bir asker, Azad ilk kez onun lanetinin ardındaki genç kızı görür gibi davranır ve onun arkadaşı olur. Ona lanetini kaldırma yolunda yardım etmeye başlar. * Fantastik kitapları çok sevsem de bu kitaptaki olay akışını hiç sevemedim. Okurken bir türlü adapte olamadım ve etkilenemedim maalesef.
Kız, Yılan, DikenMelissa Bashardoust · Martı Yayınları · 2022482 okunma
Reklam
Puan vermedi
Selamlaaar Sürükleyici, tam kafanızı dağıtmalık bir serinin ilk kitabı ile geldim bugün. Sosyal medyada fazlaca sevilen bu seri neymiş bir bakalım diyerek almıştım ve baya sevdim. Harika bir edebi eser değil ama kafamı dağıtmak, eğlenerek bir şeyler okumak istediğim bir sırada denk geldi. Bu sebeple kafamı yormadan okuyabildiğim için çok sevdim serinin 3 kitabını da. * Ella isimli başkarakterimiz annesi öldükten sonra liseyi okuyup tek başına para kazanmaya çalışmaktadır. Annesi öldükten sonra yapayalnız kalmıştır. Bir gün okulun müdürü yanına Ella'yı çağırıyor ve gelen zengin  adam kendisinin yasal vasisi olduğunu söylüyor. İlk başta gitmek istemese de sonunda yasal vasisi olan Callum Royal ile gitmek zorunda kalıyor. Saray gibi bir eve gidiyorlar ve aynı evde yasal vasisinin 5  erkek çocuğu ile karşılaşıyor. Gideon, Sebastian, Sawyer, Easton ve Reed. * Kitap boyunca Ella'nın yeni hayatına adapte olmasını ve Royal erkekleri ile yaşadıkları olayları okuyoruz. Bazı kısımlar klişe ve saçmaydı evet ama sayfalar yine de birbiri ardına su gibi akıp gitti. Ella beni kimi zaman delirtti ama gene olarak baktığımda yazarın dilini, kitabın akıcılığını sevdim. * Kitabımız genç yetişkin, ona göre okumanızı tavsiye ederim. Ben aldığımda böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Okuyacak olanlara küçük tavsiye, çok beklenti içinde başlamazsanız çok sevebilirsiniz.
Kağıt PrensesErin Watt · Yabancı Yayınevi · 20211,194 okunma
Puan vermedi
Selamlaaar Kaybolmuş Ruhlar Sarayı'nı kardeşim kapağını çok beğerenerek Tüyap'tan almıştı ve konusu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Sıfır beklenti ile başlamıştım ama kitaba resmen aşık oldum ve yalayıp yuttum hemen. * Zikarov ve Senteria adında  birbirine düşman iki ülke var kitapta. Zikarov'un kraliçesi Irina birdenbire kızı Kitana'yı casus olarak Senteria'ya gönderme kararı alıyor. Amacı kızının yardımı ile ülkeye içten zarar vermek. Saraya girip kralın oğullarından çapkın Andre'yi avucunun içine almasını istiyor. Kitana sorunsuz bir şekilde saraya sızmayı başarıyor ve kendisinin masum olduğuna saraydakileri ikna ediyor. Fakat kimsenin beklemediği bir anda Senteria'nın kralı Estes, veliaht oğlu Vincent ile Kitana'yı evlendirmek istediğini açıklıyor. Sonrasında Kitana kendisini tanımadığı birinin eşi olarak bir entrikaların içinde buluyor. * Kitabı her şeyi ile çok ama çok beğendim. Kurguyu ve karakterleri çok sevdim. Yazarın dili de inanılmaz derecede doğal ve akıcıydı. Vincent karakterine tam aşık oluyordum ki sondaki hareketi beni deli etti. Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı, bolca aşk ve romantizm içeren, ihanetin ve entrikanın bolca bulunduğu Ortaçağ kıvamında bir romandı. Sürükleyici bir dizi izliyormuş gibi okudum. Taht oyunu, savaş ve bolca romantizm seviyorsanız şiddetle öneriyoruum
Kaybolmuş Ruhlar Sarayı 1Dilara Keskin · Ephesus Yayınları · 20223,068 okunma
Puan vermedi
Selaaaam Yazarın ilk kitabı olan Aşk Hipotezi'ni çok sevmiştim ve Beyindeki Aşk çıktığı gibi hemen alıp okudum. İyi ki alıp okumuşum dediğim bir kitap oldu yine. Her şeyi ile çok ama çok güzeldi. * Kitapta iki bilim insanı olan Bee ve Levi bir NASA projesinde bir araya geliyorlar. İkili yıllar öncesinde zaten tanışmışlar fakat bazı yanlış anlaşılmalar sonucu Bee, Levi'nin kendisinden nefret ettiğine inanıyor. Bu sebeple projede yaşanan her sorunda Levi'yi suçluyor. Hikaye içerisinde karakterlerimiz yavaş yavaş ve çok tatlı bir biçimde aşık oluyorlar. * Bee çok tatlı bir karakterdi. Hazır cevaplılığı, tatlı tavırları ve sempatik haliyle kalbimi çaldı. Levi ise gerçek olamayacak kadar harika bir erkek karakterdi. Tatlı, nazik, yakışıklı, fazlasıyla düşünceli * Kitabı eğlenerek ve çok keyif alarak okudum. Yazarın dili ilk kitapta olduğu gibi çok akıcıydı. Romantik komedi seviyorsanız bayılacaksınız.
Beyindeki AşkAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 20221,405 okunma
"Mutsuz olmak için harcadığın tek bir an sana geri gelmeyecek. Yaşamının ne zaman başladığını biliyorsun, ama ne zaman biteceğini bilmiyorsun. Yaşadığımız her saniye bize sunulmuş bir hediyedir ve onu ziyan etmememiz gerekir. Mutluluk şimdiki zamanda yaşanır. Eğer burada oluşunu bir zorunluluk olarak görüyorsan ileriki saatlerde zor anlar yaşarsın. Zira dağ devasa bir aynadır. Senin ruhunu ve varlığını yansıtır." * "Eğer zamanını ve enerjisini önemsiz şeyler için harcarsan asıl önemli olan şeye yer kalmaz ve hayatını ıskalarsın. Yüzeysel şeylerin peşinden koşar durur, sonra da kendine neden mutsuz olduğunu sorarsın.” * "Modern dünyamızın en büyük sorunu: sonuç! Bir amaç belirlemek gerekli olsa da bütün dikkatimizi amaca verdiğimizde yolculuğu unutuyoruz. Amaca ulaşma takıntımız başarısızlık korkumuzu doğuruyor. Belirsizlikten, o kaçınılmaz ana kadar açı çekiyoruz: Ya amacımıza ulaşıyor ve hemen yeni bir amaç daha belirleyip yeniden acı çekmeye başlıyoruz ya da amacımıza ulaşamıyor ve değersiz olduğumuzu düşünüp acı içinde kahroluyoruz. Sonuçta amaç bir travmaya dönüşüyor."
Reklam