Kadınların psikocinsel gereksinimlerinin aile yaşamında ve evlenmede doyurulmamış olduğu yerlerde, karı koca ilişkisinin eksik bir biçimde son bulması ve kadının cinsel heyecanlarını yaşayışının tekdüzeleşmesi sonucunda, sürekli bir doyumsuzluk durumunun ortaya çıkma tehlikesi vardır. Yaşlanmakta olan anne, çocuklarının yaşamını yaşama yoluyla kendini onlarla bir sayma, onların heyecanlarını kendi heyecanı yapma yoluyla kendini bu tehlikeye karşı korur.
Egemenlik altına alma-ve sahiplenme-tutumu çoğu kez çocuğa karşı duyulduğu sanılan "doğal" ilgi ya da koruyuculuk duygusu gibi bir eğitimle örtülür. Çocuk, altın bir kafese konmuştur, kafesi terk etmediği sürece istediği her şeye sahip olabilir. Bunun sonucu olarak, çoğu kez, çocuk büyüdüğünde, köklü bir sevme korkusu ile dolu olur, çünkü ona göre "sevgi" kendi özgürlük arayışında kıstırılmak ve engellenmek anlamına gelmektedir.
"Evrenin yanında çok küçük kaldığımızı biliyordum, bir hiç olduğumuzu biliyordum; ama böyle ölçüsüz derecede hiç olmamız, bir bakıma kişiyi hem eziyor hem de güven veriyor. İnsan düşüncesinin sınırları dışına taşan şekiller ve boyutlar, çok, ama çok güçlü. Tutunabileceğimiz herhangi bir şey yok mu bu evrende? İçine tepeleme daldırdığımız o yanılsamalar karmaşası içinde, bir hakikat heykeli olarak dikilmiş tek bir şey var, o da sevgi. Gerisi hiçlik, bomboş bir hiçlik. Kocaman, karanlık bir uçurumdan aşağı bakmaktayız.
dinsel öğretiler, orta sınıfın ortalama bireyinin hissettiklerini dile getirmekle kalmadı, bu tutumu ussallaştırıp bir dizgeye oturtarak söz konusu duygularını artırdı ve güçlendirdiler. Bundan daha fazlasını da yaptılar ve bireye kaygıyla başa çıkmanın bir yolunu da gösterdiler. Ona, kendi güçsüzlüğünü ve doğasının kötülüğünü kabul etmekle, bütün yaşamını, günahları karşılığında ödenecek bir bedel olarak görmekle, kendini en aşırı ölçüde aşağılamakla ve ayrıca, çabalarını artırmakla, kuşku ve kaygılarından kurtulacağını öğrettiler; Tanrı'ya tam anlamıyla boyun eğmekle, Tanrı tarafından sevilebileceğini ve hiç değilse Tanrı'nın kurtarmaya karar vermiş oldukları arasına katılmayı umabileceklerini öğrettiler.