Kimileri dönüyordu. Diğerleri sabit. Kimileri inatla kolluyordu. Kimileri hep aynı kafa. Diğerleri göz akında. Kimileri ise bağırıp çağırmayı kesmiyordu: Orda, orda dendi sana. Başlangıçta, herhangi bir paket. Sonra bu normal, sonuçta, çoğu sabitlendi, sertleşti, pas tuttu, köşeler birbirini ezdi. Sonra her şey yeniden benzer oldu.
Amerikalı yorumcular kendi başkanlık seçimlerini, horse race -bir at yarışı gibi niteliyorlar ve bu yarışta televizyonun rolünü ise game reporting- bir bir oyun anlatımı olarak görüyorlar. Burada sözü T.E. Patterson'a bırakalım (1982, s.30):"Önceleri adaylar seçmenlerini, temelinde bir içerik olan çağrılarla oluşturuyorlardı. Şimdiyse, bir oyunun nasıl anlatıldığı dinamiğiyle yüzleşmek zorundalar"; çünkü artık röportaj, röportajı yapanın denetiminde gerçekleştirilirken her şey bir oyuna odaklanmıştır (game centred). Vurgulanması gereken, başkanlık yarışının show business'ın temeli olan bir gösteriye dönüştüğü ve bu süreçte enformasyonun çok önemsiz bir rol üstlendiğidir.