İlhan Dilek, düz yazı ile şiir arasındaki çizgiyi bilinçli olarak bulanıklaştırır. Kısa, vurucu ve aforizmik cümleler, okuyucunun zihninde birer replik gibi yankılanıyor. Yazarın tiyatrocu olması, metinlere tiyatral bir derinlik katmış. Özellikle "Düşbaz", "Senzede" ve "Hayalperest Budala" gibi başlıklar altında toplanan yazılar, bir monolog tadında. Bir İyileşme Hikayesi
Kitabın sonunda yer alan uzun öykü, önceki bölümlerdeki "hayal kırıklığı" temasının somut bir olay örgüsüne dökülmüş halidir.
Rıza: Eski bir yazar, anksiyete bozukluğu yaşayan, hayata küsmüş, ekonomik olarak dibe vurmuş bir "tutunamayan" figürüdür. Kendi içindeki karanlığa hapsolmuşken dış dünyayla bağını evinin perdesini bile açmayarak koparmıştır.
Sıla: Bir psikologdur. Rıza'nın tam zıttı; enerjik, rasyonel ve yaşam dolu bir karakterdir.
Öyküdeki en kritik nokta, Sıla'nın Rıza'ya söylediği: "İnsan sadece ama sadece korkaklığı yüzünden kaybeder" cümlesidir. Bu cümle, Rıza'nın içindeki yazma ve yaşama tutkusunu tetikleyen bir kırılma anıdır. Rıza’nın anksiyetesini, bir aşk hikayesi (yani Sıla'yı) yazarak aşması, "yazmanın sağaltıcı (iyileştirici) gücü"ne yapılan bir vurgudur. Ezcümle ben çok beğendim dolu dolu bir kitap birazda şöhretli. Hemen hemen herkesin bildiği Haluk Bilginer'in 'Baba' dizisinde okuduğu 'Hiçbir Zaman Anlamadı İnsanoğlu' adlı şiir bu kitaptan alınma.