Ömer Seyfettin… Sade dili, çarpıcı anlatımı ve insanın içine işleyen mesajlarıyla çocukluğumun eşsiz hikâyecilerinden biri. Yıllar sonra bugün onu yeniden okurken fark ediyorum ki, o satırların içindeki anlam artık çok daha berrak, çok daha sarsıcı.
Bir zamanlar sadece bir hikâye gibi gelen düşünceler, şimdi zihnimde daha güçlü yankılanıyor. Turan Devleti fikrini anlatırken; bize yabancı ideolojilerden medet ummanın boşluğunu, aslında bize bizden başka dost olmadığını ve Türkler birleştiğinde başka hiçbir güce ihtiyaç kalmayacağını, o kendine has duru Türkçesiyle kısa ama derin bir şekilde dile getiriyor. Ve en önemlisi, Turan’ın sanıldığı gibi uzak bir hayal değil, hâlâ diri bir ideal olduğunu hissettiriyor.
Türkistan üzerinde çıkar çatışması yaşayan Rus ve Çin emperyalizmine değindikten sonra ise son cümlesiyle insanı adeta sarsıyor:
“Gençler, görüyorsunuz ki: TURAN hâlâ kanayan ve yaşayan bir ülkedir.”
Bu cümle, yalnızca bir tespit değil; aynı zamanda bir uyanış çağrısı gibi… İçine dokunuyor, düşündürüyor ve insanın içinde uzun süre susmayan bir yankı bırakıyor.