1000Kitap Logosu
Gaflet uykusunun zehrini bal diye yutanlar ibretliktir, ders çıkarılırsa..
Lübnan'ın siyasal aklı da ticari aklı gibi olsaydı, Birleşik Devletler bugün Lübnan askerlerinin, topraklarından çekilmesini isterdi. Lenin bugün Moskova'da Veni-cia otelinde müdür olarak çalışıyor olurdu. Stalin Leningrad'da Yıldızlar Lokantasında şef garsonluk yapardı. Ancak Lübnan'ın siyasal aklı, parlamenter hayatın başından beri Necme meydanındaki İyi Uykular otelinden dışarı çıkmadı. O hep, çizgili ipek pijamasıyla kahvenin kapısında oturdu; sağ elinde kamışı, sol elinde çerez torbası. Masada rakı şişesi, devlet işleri, kâğıtları, mühürleri...
19. yüzyıl Marx'ın, burjuva toplumunun bir yansıması olan Hegel felsefesine karşı mücadelesini görürken, 20. yüzyıl da Lenin'in, burjuva toplumunun kendisi mahvetmesine neden olan emperyalizme karşı mücadelesine tanıklık etmektedir. Hegel'den Marx'a kadarki diyalektik, burjuva toplumunun aşılmasının biçimini ortaya koymaktadır.
ALİ ŞERİATİ İRAN’LI LENİN
Ali Şeriati (1933-1977): İslam Devrimi’nin (1979) “gerçek ideologu” olarak kabul edilir. 1960’larda Fransa’da eğitim gördü. 36 ciltlik bir kitapta topladığı yazıları Şiiliği muhafazakar ve siyaset dışı bir din olmaktan çıkarıp Leninizm ve Maoculukla rekabet eden devrimci siyasal bir ideolojiye dönüştürmeyi hedefliyordu. Onun yazıları devrime katılan pek çok eylemciyi etkilemişti. Devrime kısa bir süre kala sürgünde öldü.
Parlamentonun özü ve fraksiyonu nedir, bunu Lenin yoldaştan öğrenelim: "Belirli bir süre için parlamentoda halkı yönetici sınıfın hangi bölümünün ayaklar altına alacağına, ezeceğine, dönem dönem karar vermek: Sadece mesruti parlamenter monarşilerde değil, en demokratik cumhuriyetlerde de burjuva parlamentarizminin gerçek özü budur" (Devlet ve İhtilâl, S. 61)
Lenin ekonomik-sendikal mücadele içinde, işçi sınıfının ancak sınırlı ekonomik türden bir bilinç elde edebileceğini ve bunun da onun kendi iktidarını kurması için yetmeyeceğini birçok defa belirtmiştir. O öğretmendir ki, siyasal bilinç ancak siyasal mücadele içinde ve doğrudan doğruya işçi sınıfının bir bütün olarak burjuva sınıfına karşı mücadelesi içinde edinilebilecek bir şeydir.
“Yurtta sulh cihanda sulh.”
Sol kanat propagandacılarının "Tam bağımsızlık'tan anladıkları, NATO'dan ve CENTO'dan çıkmak; Ortak Pazara girmemek, Amerika Birleşik Devletleriyle ve Batı Blokuna mensup ülkelerle sıcak veya soğuk bir savaşın içinde olmaktır, Kendi deyimleri ile bu, Lenin'in "Milli Demokratik Devrim" tezlerindeki "ilk aşama" idi. Ve sosyalist aşama ile arasında "Çin Duvarları" yoktu, "Tam Bağımsız"lıktan söz açanlar, yurdumuzun ayrılmaz bir parçası olan Kars ve Ardahan'ı Ruslar istedikleri zaman hiç seslerini çıkarmamışlar ve hattâ bu isteğe hak verir bir tavır almışlardır. O günden buyana da aşırı solcular ve komünistler bir taraftan "Tam Bağımsızlık" iddiasını öne sürerken, diğer taraftan Rus taleplerinin başka motiflerini ortaya atmış, Türk Milletini "Türkiye Halkları" diye bölmek istemişlerdir. Az önce de belirttiğimiz gibi, 1918-1922 şartlarında, Atatürk'ün "İstiklâl-i Tam" sözündeki hedef Yurtta ve Cihanda Sulh amacına yönelmiş, Doğu ve Batı dünyası ile sıcak veya soğuk savaş içinde bulunmak gibi bir maksadı önermemiştir. Bağımsız Türkiye, dünyadan tecrit edilmiş bir devlet olmayacak, diğer milletlerle ve komşuları ile karşılıklı saygıya dayanan bir dostluk politikası izleyecekti. İlke açıktı : "Yurtta Sulh Cihanda Sulh"
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.