Lenin ve Bolşevizm Rusya'nın başına gelen facianın sorumluları değil, halkın hastalıklı ruhunun tezahürü ve sonucudur.
Alıntı
Şu zihniyete ne kadar sövsem gene de soğumaz içim :((
— “Erkek olmuşsun sen be...” diye çıkıştı. “Kıçın kıllanmış!” Ağlıyordu Ahmet. Ağlamıyordu Ahmet. — “Komünist olacak kadar büyüdün demek. Ananın ...ında mı öğrettiler sana vatan hainliğini ha!” — “Baban kim lan senin, Marx mı, Lenin mi, söylesene piç kurusu! Yoksa Rus ordusuyla mı yattı anan senin?” Gülüşmeler...Sürtüşmeler...Kıvılcımlar... Yıldırımlar...Atan sigortalar...Yanan teller... Gül mevsimiydi. Biri omuzlarından itiverdi Ahmet’i. Hızla yere çarptı.Çenesini vurunca taşa, iki dişi kırılıverdi. İki çiçek kırılıverdi. Işık kırılıverdi. Umut kırılıverdi. Ağlıyordu Ahmet. Ağlamıyordu Ahmet.
Şiir
Reklam
Devlet, örgütlenmiş zorbalıktır ve toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkar: Uzlaşmaz sınıflara bölünmüş toplum, varlığı belli ölçüde kendi varlığından kaynaklanan bir "iktidar"ı başa getirmeden yapamaz olur. Sınıfsal çelişkilerden doğduğu için devlet her zaman "güçlü" olanındır; ekonomik üstünlüğü ele geçiren, bunun yardımıyla siyasal egemenliği de elde eden sınıfındır ve bu nitelikleriyle devlet, ezilen sınıfın dize getirilmesinin ve sömürülmesinin yeni bir aracıdır. Bu bağlamda antik devlet her şeyden önce, köleleri dize getiren köle sahiplerinin devletiydi; feodal devlet, toprağa bağlı köylülere boyun eğdiren soylular örgütlenmesiydi; çağdaş temsili devlet ise ücretli işçilerin kapitalistlerce sömürülmelerinin aracıdır (Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde Engels hem kendisinin, hem de Marx'in görüşlerini açıklıyor). En özgür ve ilerici biçimli burjuva devleti, bir demokratik cumhuriyet bile bu gerçekliği ortadan kaldırmaz, onun yalnızca biçimini değiştirir (hükümet-borsa ilişkisi, memurların, basının vb. doğrudan ya da dolaylı olarak satın alınabilir olmaları). Sosyalizm sınıfları yok ederken devleti de yok eder. "Devletin gerçekten tüm toplumun temsilcisi olarak ortaya çıkması ve üretim araçlarına toplum yararına el koyması, ilk perdedir," diye yazıyor Engels, Anti-Dühring'te ve ekliyor: "Aslında bu onun devlet olarak bağımsız son eylemi de olacaktır. Devlet erkinin toplumsal ilişkilere el atması bir alandan ötekine gereksizleşerek kendiliğinden son bulur. İnsanları yönetmenin yerini şeylerin yönetilmesi ve üretim sürecinin düzenlenmesi alır. Devlet 'lağvedilmeyecek', yok olup gidecektir.
burada sosyalizmin, komünizme geçiş aşaması olduğunun unutulmaması gerekir.
Bir cumhuriyet, üzerine hangi örtüleri örterse örtsün, hatta isterse cumhuriyetlerin en demokratiği olsun, bu eğer bir burjuva cumhuriyetiyse ve toprak, fabrikalar özel mülkiyetin elindeyse ve özel sermaye bütün toplumu ücretli kölelik altında tutuyorsa, yani bu cumhuriyette bizim parti programında ve Sovyet anayasasında yer verilen hususlar hayata geçirilmiyorsa, bu devlet, birilerinin ötekileri ezmesine yarayan bir makinedir. Ve biz bu makineyi, sermaye iktidarını devirecek sınıfın ellerine vereceğiz. Biz devletin genel eşitlik demek olduğu şeklindeki bütün eski hurafeleri reddedeceğiz. Zira bu bir yalandır: Sömürü varsa, eşitlik olamaz. Toprak sahibi, işçiye; aç, toka eşit olamaz.Adına devlet denen ve önünde insanların bunun tüm halkın ortak iktidarı demek olduğu şeklindeki eski masallara inanarak kör inana dayalı bir saygıyla durdukları makineyi proletarya kaldırıp atacak ve bu bir burjuva yalanıdır diyecek. Biz bu makineyi kapitalistlerin elinden zorla aldık. Ve biz, aldığımız bu makineyle, bu sopayla sömürüyü paramparça edeceğiz. Ve ancak dünyanın hiçbir yerinde sömürü ve sömürme olanağı kalmadığında; toprak sahibi ve fabrika sahibi kalmadığında, patlayana dek tıkınanların karşısında açlıktan kıvrananlar kalmadığında... ve bunların bir daha var olmalarının olanağı da kalmadığında, bu makineyi hurdaya çıkaracak, parçalanmaya terk edeceğiz. O zaman devlet de olmayacak, sömürü de.
Sayfa 44
Gerçeği söyleyiniz : Avrupa'da dört yıl süren katliamda ölen milyonlarca insana acımadan her şeye rağmen bu rezilce savaşı "muzaffer sonuç" a vardıran, sonra da kalkıp Rus devriminin kan hırsından söz eden iki yüzlülerin sözleri ne derece doğrudur ? "Uygar milletler" şimdi mahvolmuş, yıkılmış ve perişandırlar, kazanan ise sadece dar kafalılık ve aptallıktır ! Ve bunların attığı düğümler bugün bile insanları boğmaktadır.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Bireyin Koşulları
Toplumun düzeyini inceledikten sonra bireyi incelemek gerekir. Mesela sıfır en düşük puan, 10 en yüksek puan olsa; 2 puanlık bir toplumun içerisinde 9 puanlık eğitim alan bireyin ulaşabildiği eğitim düzeyi, elbette 9 puanlık bir toplumda 9 puanlık eğitim alan bir kişiyle aynı olmayacaktır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.), diğer tarihi önderlere göre, toplumunun alacağı puanın çok düşük olduğunu görmüştük. Bu bağlamda, bireysel bazda da O'nun ulaşabildiği eğitim imkânının, diğer tarihî kişilere göre oldukça kısıtlı olduğunu söylemek zor değildir. Önceki sayfalarda buna değindik. O’nu, Sokrates ve Parmenides'e talebelik etmiş, Pisagorcu okulda ders almış, yıllarca tragedyalar yazmış ve okumuş, soyca Solon'a dayanan asil ve Aristokrat bir aileden gelen Platon ile imkân bakımından kıyaslasak ne sonuç alırız? Ya da Aristoteles'e talebelik etmiş, II. Philip' in sarayında yaşamış, bizzat onun ordusunda komutanlık yaparak kendisini geliştirmiş İskender'in koşulları ile kıyaslasak?... Yahut altı dil bilen ve pek çok Avrupa şehrini gezmiş olan Lenin ile kıyaslasak? Lenin'in bütün kardeşleri, sosyalist işçi partisinde hizmet etmiştir. Ağabeyi Rus çarına suikast düzenleyen ekipten olduğu için asılmış, kız kardeşi sürgündeyken ölmüştür. Lenin, abisinin idam edilmesinden çok fazla etkilenmiştir. "Devrimci" faaliyetlerinin en önemli nedeninin bu idam olduğu aktarılır. Onun fikirlerini bireysel eğitimine bağlamak, elbette Nebiden (s.a.v.) çok daha kolay olacaktır. Konuyu uzatmak istemiyorum. Gerçekten fikir adamları ya da tarihî kişilikler arasında, bireysel olarak çok kötü şartlarda büyümüş olanlar vardır. Bunlar, genelde iyi düzeyi olan toplumlardan çıkmak-tadırlar. Bu tür kişilerin eğitimini anne ve babaları gerçekleştirmese dahi, toplumun bazal düzeyi içerisinde eğitim almış gibi
Sayfa 403 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam