Tanrı’nın ilahi oyunu içerisinde, sonsuz bir hayal gücüne karşılık, trajikomik bir yapabilme kabiliyetinin ölçüsüz verilişi ile mutlu olabilme becerisini gösterebilmek neredeyse imkânsız.
Çaresizliğime neden olan bu anlamsız kurgu ve varoluşta, basit cümleler kurarak, yarının daha iyi olduğuna inandırmaya çalışanlardan ve Tanrı’nın bir adaleti olduğundan bahsedenlerin mutlak esaretlerini görmekten içim sıkıldı.
Her şey serbest bir düzen içerisinde, düşünebilme ve sevebilme kabiliyetinin en yüksek olduğu insanlar topluluğunun hassasiyeti üzerinden bahsedilen adalete ulaşıyor. Konuşma özgürlüğü bile verilmemiş bir hamamböceğinin, paylaşmaya, birlikte var olmaya ve yaşamaya olan saygısını etrafımda var olan birçok insanda göremiyor olmak, adaletin varlığından söz edebilme ve buna olan inancımın devam edebilme kabiliyetini günden güne eksiltiyor.
Konuştuğumuz dilin, sözcüklerin ve kurulan cümlelerin herkes tarafından özgürce kullanılabilme imkânını, Marksist tarafımı bir yana bırakarak faşist bir tavırla reddediyorum. Tüm kötülükleri ile gözümün önünde duran onca insanın, hâlâ iyilikten bahsediyor olmaları ve dünyanın yaşanmaz bir yer olduğunu söylemeleri, kalabalık bir tiyatronun içerisinde, içimdeki yalnızlığı daha çok tetiklemekten başka bir işe yaramıyor. Herkesin, kesin bir ifade ile iyi olduklarından bahsediyor olması, hepsinin birilerinin arkasından atıp tutmanın ne kadar iğrenç bir hareket olduğundan bahsediyor olması, bütün çocuklar güzeldir derken kendi çocukları haricindeki tüm çocukların eksikliklerine karşı kayıtsız kalıyor olmaları, herkesin hayvanları seviyorken açlıktan ve kötü muameleden ölen hayvanların sayısının giderek artıyor olması, eşitlikten bahsediyorken her gün yüzlerce kadının hunharca yok edilişi ve binlercesinin yok sayılışı, mağdurların ve