Çok çalışmak, ancak hiçbir anlam taşımadığında bir hapis cezasıdır. Anlamı olduğunda eşinizi belinden yakalayıp durmaksızın döndürmenize neden olacak türde bir şeye dönüşür.
Kuralların başarıyı engellemesine neden oluyoruz. İnsanları daha en başından başarısızlığa mahkum ediyoruz. Başarılı olanlara aşırı derecede hayranlık duyuyoruz ve başarısız olanları aşırı derecede göz ardı ediyoruz. Ve en önemlisi, fazlasıyla pasif hale geliyoruz.
Daha önce hiç bir kitabı okurken her cümlenin altını çizmek istememiştim. İlber Hoca'nın verdiği her tavsiye, yıllar önce söylemiş olduğu şeyleri bugünün bilinciyle okumak çok güzel bir tecrübeydi. Keşke bu kitabı daha önce okusaydım, keşke hepimiz İlber Hoca'yı ve diğer aydınlarımızı çok daha önce dinleseydik. Dokuz bölüme ayrılmış kitapta her bölümde farklı bir konuya odaklanılmış. Bu kitap kendini keşfetmek isteyenler için bir rehber aynı zamanda konuların içinde geçen bilgiler, hocanın örnek verdiği isimler bunların hepsi biz okurlar için çok kıymetlidir. Okuduğunuzda birçok tabunuzu yıkabilirsiniz. İlber Hoca'nın bize verdiği altın değerindeki bu tavsiyelerin ne kadarını hayatımıza geçirebileceğimiz ya da ne kadarını benimseyebileceğimiz bizim için çok önemli.
''Hayat dediğimiz bir süredir. Yaşam ise o süreyi nasıl kullandığınızdır. Bizde bu iki sözcüğü dönüşümlü kullananlar var; bu çok yanlış. Burada iki ayrı sözcük olması boşuna değil. O süreyi nasıl geçirdiniz, nasıl davrandınız, üslubunuz neydi? İşte o yaşamınızdır.''
Şurası bir gerçektir; insanlar öğrenen ve unutan mahluklardır. Feci şeyleri daha çabuk unutuyoruz, bu bir yandan da sağlıklı bir tarafımızdır. Ama unutkanlık belli olaylardan ibret almayı da zorlaştırıyor.