Sessiz Hasta son zamanlarda okuduğum en heyecanlı psikolojik-gerilim kitaplarından biriydi. Bir solukta bitirdiğim bu kitapta; bilinç altımızda yatan ve bizi tetikleyen fakat eyleme geçmeden farkında olamayacağımız düşünceler nakış işlenir gibi işlenmiş. Bu kitaba bir şans verip bir solukta okumalısınız. Keyifli okumalar…
‘’Hafızanın öncesindeki diyarda hangi aşağılanmalara maruz kaldık, hangi işkencelere, tacizlere uğradık kim bilir? Karakterimiz biz farkında bile olmadan şekillendi. Ben gergin, korku dolu ve endişeli büyüdüm. Bu endişe var oluşumdan önceye dayanıyor ve benden bağımsız olarak var görünüyordu.’’ (syf15)
6 yıl boyunca tek kelime etmemiş bir kadın ve onun sessizliğini çözmeye kararlı bir psikoterapistin hikâyesini anlatan kitabın ana karakteri Alicia Berenson, Londra’da ünlü bir ressamdır ve kocası Gabriel’i; hiçbir neden göstermeksizin beş kurşunla öldürdükten sonra suskunluğa gömülür. Alicia’nın olaya dair tek ifadesi, cinayetin ardından yaptığı Alkestis adlı tablo olur.
‘’Alkestis, eski Yunan mitolojisinde bir prenses. Kocası Admetos'a olan sevgisi nedeniyle yaptığı fedakarlıkla bilinir. Hikayesi, Euripides'in tragedyasında anlatılır.’’
Romanın ikinci baş karakteri, psikoterapist Theo Faber, Alicia’nın hikâyesini saplantılı bir biçimde öğrenmek isteyen biridir. Theo, Alicia’nın yatırıldığı Grove adlı psikiyatri kliniğinde çalışmaya başlar. Amacı Alicia’yı konuşturmak ve gerçeği öğrenmektir. Ancak Alicia’nın sessizliği, olayın göründüğünden çok daha karmaşık bir geçmişe işaret eder.