Sultan Mehmed İstanbul'dan ayrılırken, Beyazıt'ta, eski Seraskerlik kapısının ve şimdiki üniversitenin bulunduğu yerde bir padişah sarayı yapılmasını emretmişti. Vüzerası, uleması, ayanı, eşrafı ve nimelceyşten olup da İstanbul'da kalanlar da kendi saraylarını, konaklarını, evlerini, mescitlerini, hanlarını, hamamlarını, irat ve akar dükkanlarını, mahzenlerini yaptırtmaya başlamışlardı. Gaza malı şehrin imarına harcanıyordu. Her taraftan usta ve amele İstanbul'a koşuyordu; İstanbul'da iş vardı, "İstanbul taşı ve toprağı altın"dı.