Böyle söylerken yüzümüze bakıyor, ama bu gece aramızda çocuk olmadığını biliyordu. Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve üzgün kişiler.
İçimde nefret, başkaldırma ve üzüntü karışımı bir duygu yükseldi. Kendimi tutamayıp bağırdım:
"İnsanın yoksul bir babası olması ne kötü!" Bakışlarımı lastik pabuçlardan ayırdım ve önümde duran galoşları gördüm. Babam ayaktaydı, bize bakıyordu. Gözleri sınırsız bir hüzünle doluydu.
Ve gözyaşlarım acınacak bir biçimde akmaya
başladı.
"Zezé, ağlıyorsun...”
"Geçer. Nasılsa ben, senin gibi bir kral değilim. İşe yaramazın tekiyim. Çok kötü bir çocuğum, evet; çok kötü bir çocuk... Başka bir şey değil."