Nasıl aldandığımı kimseye söylemedim. Aslında aldatmak isteyen bendim.Zübükler de bu işte bu duygumuzdan yararlanıp bizi kandırıyor. Daha doğrusu, biz önce kendimizi kandırıp onları da bizi kandırsınlar diye zorluyoruz. Kendi içimizdeki zübüklükleri biriktirip, birleştirip zorlaya zorlaya zübük yaratıyoruz. Gerçekte zübük biziz, benim, sensin… Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var.
Biz yurdun kalkınmasını, halkın aydınlanmasını, tek tek kişilerin özel çabalarıyla olabilir sanıyoruz. Büyük şehirlerde okuyup öğrenip bu kasabalara geleceğiz de ,aklımızca buralarda olumlu işler göreceğiz. Ooh, nasıl aldanmışız, nasıl kandırmışlar bizi…
Nasıl olur da sizin gibi bir adam iktidar partisi içinde tutunamaz? Çok şaşırıyorum, anlatılanların yüzdebirine inanmak gerekirse, siz şimdi bakan makan olmalıydınız.Hiç değilse bir umum müdür olurdunuz, dedim. Ne demezsin… Ankara’ya varmadan biz de öyle bilirdik kendimizi. Lakin Meclis’e varınca ne görsek… Orda öyle zübükler var ki, hey heey, bizim zübüklüğümüz hiç sökmüyor. Analar ne zübükler doğurmuş kardeşim… Bizim zübüklüğümüz orda para etmedi.