“Magnus’la çıkan birini tanımamız iyi bir şey. Yoksa bir sonraki adımımızın ne olacağını bulmaya çalışırken bütün gün öylece oturup kalırdık ya da Magnus’la iş yapmak için limonata satarak para toplamaya çalışırdık herhalde.”
Alec bu yorumdan rahatsız olmuş görünmüyordu. “Ancak limonataya uyarıcı madde katarsan Magnus’la iş yapacak kadar parayı toplayabilirsin.”
“Öylesine söyledim. Erkek arkadaşının pahalı zevklere sahip olduğunu biliyoruz. Her sorun yaşadığımızda ona koşma fikri hoşuma gitmiyor sadece.”
“O da bundan hiç hoşlanmıyor.”
“Jace’i tanıyamayacağımı mı düşünüyorsun?” diye sordu. Tepesinde dikilen Alec’e baktı. Mavi atkısı rüzgarda bir sarkaç gibi salınıyordu. “Sen Magnus’u hemen tanımaz mısın?”
“Tanırım” dedi Alec hemen. Mavi gözleri sıkkındı, endişeyle kararmıştı.