Ve kendine soruyorsun: Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor, şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana, diyor kendine, baksana, yeryüzü nasıl soğuyor.
Onun durduğu yerden bakıldığında, sizinle biz, Nastenka, öylesine uyuşuk, ağır, gevşek yaşıyoruz ki; ona göre, biz hepimiz kaderlerimizden öyle hoşnutsuzuz, yaşamlarımızdan öyle bezmişiz ki! Ama doğru da, baksanıza, sonuçta, ilk bakışta çevremizdeki her şey soğuk, suratsız, neredeyse öfkeli...
Gök öyle yıldızlıydı, öyle aydınlıktı ki, ona bakınca insan ister istemez kendi kendine soruyordu: Böyle bir göğün altında huysuz ve kaprisli insanlar yaşıyor olabilir mi gerçekten?