Batılı, her ne pahasına olursa olsun, kendi kültürünün korunmasını ister. Müslümansa, her ne pahasına olursa değil, gerektiği ölçüde kendi geçmiş kültürünü sahiplenir, gerektiği yerde de bu kültürü reddetmekte tereddüt etmez. Çünkü onun asal amacı, geçmiş başarılarına yaslanmakta değil, Müslümanca bir hayatın sürdürülmesinde temerküz eder.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Müslüman olma özgürlüğü... Bu özgürlüğün elde edilmesi için kimseyle boğuşmak gerekmiyor: kullanılabilirse bu özgürlük her zaman, her yerde kendiliğinden vardır. Müslüman olma özgürlüğü kullanılabilirse bugün var gibi görünen birtakım kısıtlamaların, kayıt ve şartların ne kadar anlamsızlaştığı ortaya çıkar. İslâm'ın özgürlük kavramı da başkalarınınkine benzemez çünkü.
Günümüz Müslümanlarına Ebu Talip kompleksinin yansıdığına tanık oluyoruz. Ebu Talip, Mekkeli kadınların kendisine "Atalarının dininden döndü." derler kaygısıyla kelime-i şehadet getirmekten kaçınmıştı. Şimdi kimileri de Ebu Talip'in bu mülahazasını benimsemiş görünüyor. onlar da Ebu Talip gibi birtakım "ilmî safsatalara" bakarak teslimiyetten kaçınıyor. En azından yapmaya kalkıştıkları husus bu "ilmî safsatalarla" İslâm'ı telif etme çabasına girişmek oluyor.