“İktidarlar düşünen insanlardan korkarlar:ama her düşünenden değil,devrimci düşünenden korkarlar.Çünkü çöküşü devrimci düşüncenin çöküşüyle gelir.Bu nedenle bırakalım düşünen insanı hapse atmayı,onunla dayanışanı dahi içeri atıyorlar.Düşünmenin en basit olduğu,derecelendirildiği dönemdeyiz.Yalanı övenin yüceltildiği,hakikati gösterenin ise içeriye atıldığı bir dönem.Yıkılış dönemlerinin temel özelliğidir bu.Sinir bozucu ama sevindiricidir.Zindanlar bu anlamda düşünsel boyutta hiçbir engelin tanınmadığı alanlardır.Özgürlüğe doğru en cesur düşüncenin üretildiği yerdir.İçeriye alınan birine,”senin düşüncenden korkuyorum.” Denilmiştir.
“Kimi zaman partizan olup dağa çıkmak,kimi zaman sakin sakin itaat etmek ya da itaatsizlik yapmak gerekir…Arzu edilen şey,elbette,yasanın ve adaletin aynı yönde ilerlemesidir ve yurttaş olarak herkesin ahlaki bakımdan çabalaması gereken şey de budur.Adalet kimseye,hiçbir kampa,hiçbir partiye ait değildir:Ahlaki olarak herkes onu savunmak zorundadır.Yanlış ifade ediyorum.Partilerin ahlakı yoktur.Adalet partilerin değil,onları oluşturan ya da onlara direnen bireylerin koruması altındadır.Adalet onu savunucak adil kişiler olduğu sürece bir değerdir,vardır.”