Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Suçluluk duygusu daha ziyade kişinin ‘kendisini’ olumsuz değerlendirmesi ile ilgiliyken, utanç duygusu ‘başkalarınca’ olumsuz değerlendirilmekle ilgilidir. Yani suçluluk içsel yönelimliyken, utanç dışsal yönelimlidir. Bu nedenle örneğin suçluluk yapılan yanlışı başka kimse bilmese bile kişinin içini kemirirken, utanç başkalarının bilmediği edimler söz konusu olduğunda ortaya çıkmayabilir. Dolayısıyla “başkaları yokken” utanç hissedilmeyebilir. O nedenledir ki utandığımızda gözlerimizi kaçırırız ve sanki böylelikle bize bakılmasını da önleriz ya da küçük çocukların gözlerini kapadıklarında görünmediklerini sanmaları gibi dışarıdan gelen bakışları keseriz. Oedipus da utancıyla baş etmek için kendi gözlerini feda etmiş ve başkalarının kendisini gördüğünü göremez olmuştu. Benzer biçimde, utandığımızda duygumuzu “yer yarılsa da içine girsem” diye ifade etmemiz de başkalarının bakışlarından kurtulmak isteğimizi dile getirir.
Suçluluk ve utançtan ilki kişinin edimine, ikincisiyse bütün olarak kendisine vurguda bulunur. Her ikisinin de bir yanlışla, kusurla, ihlalle vb. ilgili olduğu varsayılırsa ilkinde vurgu “Ben BUNU nasıl yaptım!” şeklinde iken ikincisinde “BEN bunu nasıl yaptım!” şeklindedir. Kendiliğin tümüne yönelik bir eleştiri içerdiği için utancın suçluluk duygusundan daha yıkıcı bir etkisi olduğu söylenebilir.