Bir ruh ancak ve benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya gözün bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, - ruhumuzla yaşamaya- başlıyordu. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleri ile kucaklaşmak için, her şey çiğneyerek, birbirine konuşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklama dan, çırılçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı.. Bunların bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum.
İçinizde mevcut olan sevgi, alaka, sarih olarak bilinmeyen bazı vesilelerle, zamanı tayin edilemeyecek olan bir anda, birdenbire birikir, tekasür eder ; nasıl tatlı tatlı ısıtan güneş ışığı bir adeseden geçtikten sonra bir noktada toplanıyor ve yakmaya başlıyorsa, kuvvetini fevkalâde arttıran bu sevgi de sizi sarar ve tutuşturur. Onu dışarıdan birdenbire gelen bir şey zannetmek doğru değildir. O içimizde zaten mevcut olan hislerim bizi şaşırtacak kadar şiddetlerini vermesinden ibarettir.
Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanı unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayış da insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde 'Bu öyle olmayabilirdi.' düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin