“Gelecek için ve insanlığın pratik gayeleri için İslam; beden ve ruh ahenginin ve bu ahengi bozacak değil, sürdürecek yasalar ve toplumsal, siyasi kurumlar üzerine temellenmiş bir toplumun taşıyıcı olarak insanı inşa etme çağrısıdır. İslam iç ve dış denge halini sağlanmasına yönelik durmaksızın devam eden bir tarihi arayıştır ve tam da bu olmalıdır. Her halükarda, bu kadar tabii olduğu halde olanakları bu denli az tecrübe edilmiş ve bir çağrı daha yoktur. Bu hedef bugün İslam'ın önünde durmaktadır ve gelecek yıllarda onun şahsına münhasır tarihi vazifesi bu olacaktır.”
“İslam ise hiçbir zaman sadece bir millet olmayı hedeflememiştir. İslam ‘iyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayan’ (Kur’an, 3/104, 22/41 ve dahası), yani ahlaki bir misyonu yerine getiren bir yapı olmayı istemiştir.
"Evdeyken genelde okuyordum. Dışarıdan aldığım duygularla, içimde kaynaşıp duran duygularımı bastırmaya çalışıyordum. Dışarıdan alabildiğim duygular ise yalnızca okumakta vardı."