Ezan, namazla dirilişe; huzurda durmaya, cemaate iştirake, kurtuluşa, camiye gelmeye ve huzura ermeye çağrının adıdır. İnsan sesiyle, insanlara hitap eden tek kutsal çağrıdır. Her vakitte canlı bir varlıktan, bütün canlılar adına arşa arzedilen bir iman ikrarıdır.
Bazı rivayetlerde, Fatiha'nın Kur'ân'ın hülasası, özeti olduğu şöyle ifade edilir. Peygamberimiz "Kim Fatiha'yı okursa, o, sanki Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân'ı okumuş gibi olur" buyurmuştur. Hasan-ı Basri'de "Allah 104 kitap indirdi, onların bütün ilmini de 4 kitaba-Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân'a- yerleştirdi. Sonra bu 4 kitabın ilmini de Kur'ân'ın büyük sürelerine koydu. Sonra onlardaki ilmi de Fatiha'ya koydu. Kim Fatiha'nın tefsirini bilirse, o indirilmiş 104 kitabın tefsirini öğrenmiş gibi olur" demiştir.
Mutasavvıflar, insanı, kainatın küçültülmüş bir şekli (misal-i musaggarı) olarak kabul ederler. Örneğin, kemikler, cansız varlıkları; hücreler ve organlar bitkisel hayatlarıyla bitkileri, nefsanî arzular, hayvanları; gurur, kibir gibi hasletler, şeytanı; güzel hasletler, melekleri temsil eder.
Kısaca namaz; Allah'ın nimetlerine bir şükür yani "elhamdülillah" demek; bela ve musibetlerden kurtardığı için onun büyüklüğünü söyleme yani "Allâh-u ekber" demek; hem de kendimizin eksik ve kusurlu, Allah'ın ise eksiksiz ve kusursuz olduğunu söylemek yani "Sübhânallah" demektir. Bu yüzden "Sübhânallah, Elhamdülillâh, Allâh-u ekber" kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir diyebiliriz.