Bazı insanlar yalnızca yiyip, içtiklerini nimet zannederler, yemek yedikten sonra "Elhamdülillah, şükür" deyince de kendilerini şükretmiş sayarlar. Halbuki nimetler yalnızca yeyip, içtiklerimizle sınırlı değildir. Sahabeden Ebu'd-Derda (ra) şöyle demiştir: "Kişi, Allah'ın üzerindeki nimetini sadece yediği ve içtiiği şeylerde görüyorsa, Allah'ın kendisine vermiş olduğu nimetleri bilmemiş, ameli azalmış ve azabı da hazırlanmış demektir. "
Günlerden bir gün namaz kılmayan asker, namaz kılan arkadaşına sordu:
"Hangi asırda yaşıyoruz? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 defa namaz kılıyorsun?"
Namaz kılan asker tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:
"Şu insan niçin yanından geçerken hazırola geçiyor ve selam veriyorsun? Onun bütün emirlerine niçin itaat ediyorsun? "Yat" dese yatıyor 'kalk' dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı iki eli olan bir insan değil mi?"
Diğer asker güldü:
"Evet! O da benim gibi bir insan ama, onun omzunda bir yıldız var."
Namaz kılan askerin cevabı ibretlikti:
"Ey arkadaş! Sen omzunda bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da, ben yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudretiyle çeviren Allah'a niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?"
Bir kimsenin namaz vaktinde camiye girip cemaatin huşû içerisinde ibadetle meşgul olduğu bir anda köşeye çekilerek dünyevî meşguliyetlerle oyalanması, o ibadet ortamının ruhuna aykırıdır ve cemaatin gönlünde hoşnutsuzluk uyandırır, gönülleri ondan soğur. Kâinat da bir mescid gibidir; bütün varlıklar, yaratılışlarının diliyle ibadetle meşguldür. İnsan ise bu büyük ibadet topluluğunun içinde namaz kılmazsa, elbette kâinattaki mahlûklar da ona öfkelenir, ondan hoşnut olmazlar.
Melekler, hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, gök cisimleri ve hatta cansız varlıklar dahi, kendi varoluşsal özellikleriyle Allah'a ibadet hâlindeyken; irade ve bilinç sahibi olan insanın bu evrensel ibadet düzenine muhalefet ederek kulluk sorumluluğunu yerine getirmemesi, özellikle de namaz gibi temel bir ibadeti ihmal etmesi, aklen ve ahlâken tutarlı bir davranış olarak değerlendirilebilir mi?