Yarı yarıya büyülenmiştim sanki. Bir uçuruma yuvarlanıyor gibiydim. Düşmeyeyim diye bir şeylere tutunmak istedim. Şeytanın bundan önce de bana kurduğu tuzakları hatırladım. Karşımdaki yaratık o kadar güzeldi ki, böyle bir güzellik ya Cennetten, ya Cehennemden gelebilirdi. Bu kız, bizim ölümlü dünyamızın bir avuç toprağından yaratılmışa benzemiyordu. Bir melekti sanki! Fakat karanlıkların meleğiydi o. Işık değildi de, alevdi.
Kaderin anlaşılmaz bir oyunuyla ikimiz de birbirimizi mahvettik. Acı çekiyorsun, değil mi? Üşüyorsun, karanlık seni kör ediyor, etrafında zindanın duvarları var. Ama belki benliğinin derinliklerinde bir ışık vardır. Belki bu ışık, gönlünle oynayan o kof herife karşı beslediğin çocukça sevgidir! Hâlbuki ben zindanı içimde taşıyorum. İçimde kuş var, buz var, ümitsizlik var. Ruhumu gecenin zifiri karanlığı kaplamış.