Rüveyda

Rüveyda
@library_of_sky
İstanbul/Beykoz, 18 Mart
51 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
O’Farrell’ın inanılmaz bir kalemi olduğunu keşfetmek beni bu kitabı da okumaya itti ve iyi ki bu büyüleyici güce kapılıp Esme’nin yürek burkan hikayesini okumuşum. Kitap 3 tane bakış açısıyla ilerliyor biri ilahi bakış açısı ve bu bakış açısında Iris’i ve günümüzü okuyoruz, diğer bir bakış açısı Esme’ye ait ve onun geçmişi, anılarını içeriyor ve son bakış açımız da Kitty’e ait onun geçmiş ve şu anki dağınık düşüncelerini bize sunuyor. Esme neşeli,isyankar, yaşıtları diğer kızlar gibi düşünmeyen bir kız, davranışlarıyla, giyim kuşamıyla o zamanın dayatmalarına aykırı biri. Bu aykırılığı onun 16 yaşında akıl hastanesine kapatılmasına ve 61 yılının 4 duvar arasında geçmesine sebep oluyor. Ondan çalınan sadece yılları değil kimliğini, haklarını ve ona sorulmadan ondan çalınan bir parçası daha var. Hastanede unutulmuş kimse hatırlamamış onu, zaten hastanede değilken de herkesin yanında yalnız hissetmiş hep, oradaymış ama sanki görünmezmiş diğerleri için. İşin en üzücü kısmı ne biliyor musunuz? Hastane kapanmak zorunda kalmasa, Esme o duvarların arasında sonsuza dek unutulmuş kalacaktı. Onu çıkaran 'hatırlanması' değil, bir zorunluluktu. Hastanenin kapatılacak olması birbirlerinden hiç haberi bile olmayan iki akrabayı bir araya getirdi. Tesadüfen bir araya gelen iki yabancı akraba, Iris ve Esme, bu 61 yıllık sır perdesini aralarken toplumun kadınlara biçtiği o dar elbiseleri, ahlak adı altındaki dayatmaları ve bir kadının hayatını karartmanın ne kadar 'basit' görüldüğünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Esme’nin hiçliğe gömülmeye çalışılan çığlığını duymak isterseniz, bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,945 okunma
Reklam
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 19:22
Hamnet, Shakespeare’in en büyük oyununun arkasındaki 'görünmez' acının romanı. Kitap iki koldan ilerliyor: Bir yanda Agnes’in geçmişi ve bu ailenin kuruluşu, diğer yanda ise küçük Hamnet’in yavaş yavaş hayattan kopuşu... Ben kitabın ortalarındayken fark ettim ki, bu çocuk aslında William Shakespeare’in ölen oğluymuş. Ama yazar Shakespeare’a ismiyle değil, ondan ‘’koca’’, ‘’baba’’ ya da ‘’Latince öğretmeni’’ olarak bahsediyor ve bize edebiyat tarihinin dev ismiyle değil; evladı ölürken yanında olamayan, suçluluk duygusuyla kıvranan sıradan bir adamı gösteriyor. Hamnet’in kaybı ile Agnes’in gözünden bir annenin acısını bu kayıpla nasıl başa çıktığını görüyoruz. Hamnet’in ölmesiyle Agnes’in zihnindeki düşünceler onu hayatta tutma çabaları, onu her yerde araması hissetmesi öyle ince ince işlenmiş ki kendimi o yas sürecinde buldum. O kaybı kalbimden gözlerimden akan yaşlara kadar hissettiriyor sayfalar. Agnes’in oğlunun kaybıyla nasıl başa çıktığını, yüzünde hep ondan bir parça taşıyan ikiz kardeşi Judith’in kardeşiyle vakit geçirdikleri yerde onu arayışı, kayıpla açılan boşluğu doldurmaksızın bütün ailenin Hamnet’i aradığını görüyoruz. Onu gerçekten öldürmeye hiçliğe gömmeye korkuyorlar gibi asla tamamen öldürmüyorlar. Kitabın finalinde ise babası Shakespeare’ın yazdığı tiyatroda oğlu yaşasın diye kendini öldürdüğü onun yerine kendini feda ettiğini görüyoruz. Bu kitap, bir kaybın ardından nasıl 'hayatta kalınamadığını' anlatıyor. Eğer gerçek edebiyatın ruhunuza dokunmasını istiyorsanız, Hamnet’e mutlaka bir şans verin.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
4/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 11:49
Yalom’un Psikoteparilerinden kısa kısa öyküleri içeren bu kitabın arka kapak yazısı gerçekten ilgimi çekmişti fakat kitap hiç de beklediğim gibi çıkmadı. Kendi ölümlü hayatlarının farkına varan insanların Yalom’un kapısından girmeleri ve terapi süreçlerini okuyoruz. Psikoterapide olanları Yalom’un zihninden görüyoruz. Hastaların anlatıkları Yalom’un düşünceleriyle harmanlanıp bize sunuluyor. Ancak söylemeliyim ki ben daha farklı bir kitap hayal etmiştim. Gelen hastaların psikoterapilerinden anlatılanlar çok kısa, hastayla bağ kuramadan yeni bir hasta içeri giriyor, böyle olunca yaşadıkları o ölüm korkusu içime işlemiyor, kendimden bir parça bulamıyorum kitapta. Bu terapiler zaman zaman Yalom’a da birşeyler öğretiyor ama kendime alacak birşeyler bulamadım bu kitapta. Biraz kitabı bitirmeye zorladım diyebilirim.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Uğultulu Tepeler
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 18:08
Yıkıcı bir aşk mı yoksa takıntılı bir ilişki mi olduğunu çözemediğim Bronte’nin inanılmaz eseri Uğultulu Tepeler, bu Tepeler’in kasvetli rüzgarlı tekinsiz atmosferinde Heathcliff ve Catherine’in yıkıcı yada takıntılı aşkını anlatıyor. Tabi buna aşk derseniz çünkü hangi aşk 3 nesil boyunca kan bağı olan bütün herkese nefret duymayı kin tutmayı ve intikam peşinde hayatlarını karartmayı kafaya koyduruyor? Olaylar yetim ve ölmek üzereyken Heathcliff’ in Catherine’in babası tarafında tarafından eve getirilip sahiplenilmesiyle başlıyor. Ancak kimse Heathcliff’in bu aileyi yıkıma sürükleyeceğini bilmiyor. Ana karakterlerimiz Catherine ve Heathcliff sosyal statüleri farklı olan iki kişi. Catherine sakin bir yaz sabahı, Heathcliff ise vahşi bir fırtına gibi. Bu ikili bir süre sonra birbirlerini sevmeye başlasalarda aralarında büyük bir statü uçurumu var. Catherine bu uçurumdan geçmeye cesaret edemediğinden uçurumunu görebildiği sakin bir ev olan Linton’ı seçiyor bu da Heathcliff’in bu aileyi karanlık günlere itmesini körükleyen en büyük neden oluyor. Öyle ki bu nefret 3 nesil boyunca devam ediyor.. Dürüst olmak gerekirse ben tutkulu bir aşk romanı okuyacağımı düşünüyordum kitap beklediğimden çok farklı çıktı. Kitaptaki betinlemeler beni biraz korkutsa da ilerleyen sayfalarda buna alıştım. Kitabın başlarında olay örgünüsü anlamak biraz karışık geldi ne oluyor kim kimin neyi anlamakta zorlandım ama kitap Nelly olayları anlatmaya başladığı anda sisin dağılmasıyla herşeyin tekrar görünür olması gibi daha anlaşılır bir hal alıyor. Kitap son sayfalarına kadar çok sürükleyici ilerledi her bir bölümde Heathcliff daha ne kadar ileri gidebilir diye merakla okumaya devam ettim. Klasiklerden korkanlara bununla başlamasını tavsiye edebilirim her ne kadar 400 sayfa olsa da kitap kendini
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
Hayatta Kalanlar İnceleme
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 23:15
Bazı kitaplar sadece bir hikaye anlatmaz; okuyucunun zihninde bir sızı bırakır. Alex Schulman, Hayatta Kalanlar ile bizi bir annenin cenazesi vesilesiyle, çocukluklarının geçtiği göl kenarındaki o eski yazlık eve geri götürüyor. Nils, Benjamin ve Pierre... Üç kardeşin hikayesi, sadece bir yas süreci değil, aynı zamanda onlarca yıl süren bir sessizliğin çığlığı. Romanın en dikkat çekici yanı, Schulman’ın zamanı kullanma biçimi. Bir "şimdiye" bir de "geçmişe" savrulurken, yazar bizi lineer bir anlatıdan koparıp travmanın o döngüsel yapısına hapsediyor. Bu zaman sıçramaları, her bölümde yapbozun eksik bir parçasını yerine koymamızı sağlarken, okuyucuyu sürekli tetikte tutan bir gerilim yaratıyor. Kitap, bir anne ve babanın sevgisinin veya sevgisizliğinin, evlatlar üzerinde nasıl farklı yankılandığını ustalıkla işliyor. Aynı olayların içinde büyüyen üç kardeşin, bu olayları nasıl farklı yaralarla sırtlandığını görüyoruz. Schulman, çocukluk travmalarının sadece geçmişte kalmadığını; Benjamin’in kaygısında, Nils’in mesafesinde ve Pierre’in öfkesinde nasıl yaşamaya devam ettiğini çarpıcı bir dille anlatıyor. Yazarın diliyle ilk kez tanışacaklar için şunu söylemek gerekir: Schulman tam bir duygu mimarı. Kitap boyunca ilmek ilmek işlediği o ağır atmosferi, finalde patlattığı "duygusal bomba" ile unutulmaz kılıyor. Bu son, sadece bir şaşırtmaca değil, tüm hikayeyi en baştan tekrar okuma isteği uyandıran edebi bir ters köşe. "Hayatta Kalanlar", kütüphanenizde sadece bir yer işgal etmeyecek, zihninizde uzun süre yankılanacak mükemmel bir eser. Aile bağlarının ne kadar kırılgan ama bir o kadar da kopmaz olduğunu anlamak isteyen her okur için mutlaka okunması gereken bir başyapıt.
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,117 okunma
Reklam